KÜNYE
19. Hukuk Dairesi 2017/3909 E., 2019/3482 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2019
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
444 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Asıl davada davacı vekili, 3.kişilerden alınan takip konusu müstahsil makbuzlardaki 3.şahısların davalı şirketten alacaklarının davacı tarafından temlik alındığını,devrolan alacakların davalı şirketten tahsilinin talep edildiğini,davalının borcu ödememesi sebebiyle hakkında takip başlatıldığını, takibe davalı tarafından itiraz edildiğini belirterek yapılan itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, icra takibinin usulüne uygun olmadığını, takip dayanağı belgelerin birer suretinin tasdikli olarak icra dosyasına konulmadığını, bir suretinin de borçlu tarafa tebliğ edilmediğini, taraflar arasındaki cari hesap kaydı ile şirketin tüm ticari defter ve belgelerinin incelenmesinde alacağın varlığı ve miktarının ortaya çıkacağını, yargılamaya tabi bir konuda doğrudan doğruya icra takibine geçilmesinin ve buna yapılan itirazların iptalinin istenmesinin yasaya ve oluşa aykırılık teşkil ettiğini, taraflar arasında hesap mutabakatı olmadığını, gönderilen süt, süt miktarı ve iade faturalarının tamamının tartışma konusu olduğunu, alacağın varlığının bile tartışma konusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili,davalı şirketin fatura borcunun bulunduğunu, davalı şirketin faturalarda gösterilen miktarlarda sütü satın ve teslim almasına rağmen bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını,takibe davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek yapılan itirazının iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama,toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,davacının 2013 yılı defterlerinde nakliye geliri adı altında davalı adına fatura kaydedildiği ve toplam 119.066,32 TL'lik fatura bedellerine dayalı davalının 48.018,07 TL ödemelerinin kaydedildiği ve takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 71.048,25 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, temlik sözleşmesine dayalı müstahsil makbuz bedellerinin 59.758,67 TL olduğu ve söz konusu temlik sözleşmesi ile ilgili bedellerin davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı,
davalı tarafından 25/09/2012 tarihli dekontla yapılan ödemenin ağustos ikinci dönem süt ödemesi olduğu,takip konusu yapılan temlik sözleşmesine dayanak müstahsil makbuzlarına ilişkin ödemenin yapıldığına ilişkin davalı savunmalarının sübut bulmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen davanın ise faturaya dayalı olarak lehine delil vasfında bulunan davacı defterlerinde tespit edilen 71.048,25 TL alacaktan davalının toplam 65.168,67 TL'lik ödemesinin mahsubu sonucu 5.879,58 TL davacı alacağının bulunduğu gerekçesiyle kısmen kabulüne karar verilmiş,hüküm asıl ve birleşen dava davalısı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/3909, K. 2019/3482, 27 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama