KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2010/25731 E., 2010/27609 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2010
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Basit yaralama suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/2, 29/1, 62/1,52. maddeleri gereğince 1.500,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, ÇANAKKALE 1. SULH Ceza Mahkemesinin 30/04/2010 tarihli ve 2010/99 esas, 2010/276 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 27.06.2010 gün ve 2010/7934-42614 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2010 gün ve 2010/165855 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Mahkemenin gerekçeli kararında, sanığın eylemi, "müştekiyi eliyle ittirip koltuğa oturttuğu" şeklinde tarif edilmiş ve her ne kadar müştekiye ait adli tıp raporunda darp ve cebir izi bulunmuyor ise de, tanık beyanları, müştekinin olaydan hemen sonra gittiği doktorda kulağının arkasında ağrı tarif etmesi, sanığın odasından çıkarken ki tavrı ve sanığın tevil yollu ikrarı nazara alındığında, müştekinin yaralanmasının basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde olduğu kabul edilip, sanığın müştekiyi basit şekilde yaraladığı kanaatine varılarak cezalandırılmasına karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamında bulunan Çanakkale Devlet Hastanesinin 15/01/2010 tarihli ve 296 sayılı adli muayene raporuna göre, müştekinin yapılan muayenesi sonucunda, görünürde lezyon bulunmadığının, darp ve cebir izine rastlanmadığının belirtildiği, müştekinin muayene sırasında kendi beyanına dayanılarak, sağ kulak arkasında ağrı tarif ettiğinin rapora yazıldığı dikkate alındığında, mahkemesince de sanığın ittirme şeklinde kabul edilen eyleminin müşteki üzerinde ne şekilde acı veren boyuta ulaştığı hususunda mahkûmiyete yeterli derecede delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde cezalandırılmasına karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
5271 sayılı CMK'nun 309.maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma; kesinleşmiş hakimlik veya mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Bu yasa yolu ile kanunların aynı (tek) biçimde uygulanması, Yargıtay denetiminden geçmeksizin kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Kanun yararına bozmanın konusu hukuka aykırılıkların giderilmesi olunca, ayrıntıları 26.10.1932 gün ve 29/12 sayılı içtihadı birleştirme kararında açıklandığı üzere, yasaya aykırılık halleri uygulamadaki yanlışlıklar ile esasa etkili usul hatalarından ibarettir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2010/25731, K. 2010/27609, 6 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama