KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2012/30755 E., 2013/23873 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Hırsızlık ve Mala zarar verme
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
340 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.10.2007 tarih 2007/200 esas ve 2007/219 karar sayılı kararında belirtildiği üzere. 7201 sayılı Tebligat Yasasının 11. maddesindeki; “…Ancak, CMUK.nun kararların sanıklara tebliğ edilmesine ilişkin hükümleri saklıdır.
Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır.” hükmü, tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğünün 16. maddesinin son fıkrasındaki.
“Kanunlara göre, kanuni mümessili bulunanların bizzat kendilerine tebligat yapılması icap ederse, mümessile tebligat yapılamaz.” hükmü birlikte değerlendirildiğinde, gerekçeli kararın bizzat hükümlüye tebliğ edilmesinin gerektiği, cezaevinde bulunana vasi ya da mümessil tayin edilmesinin ceza yargılamasında vekille temsil edilme halinden farklı olup, niteliği itibariyle daha değişik amaçlara yönelik bulunduğu,
usulde kıyasın geçerli oluşu nedeniyle, 7201 sayılı Tebligat Yasasının 11. maddesinde sanığa yapılacak tebligatı geçerli sayan normun, yasayoluna başvurma hakkını kullanma ya da kullanmama gibi ergin kişinin herhangi bir yardıma ihtiyaç duymadan kendiliğinden karara bağlayabileceği konularda hükümlü için de geçerli kabul edilmesi, nitekim bu yöndeki değerlendirme ve kabulün Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2007 gün ve 6-13/54 sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmak sureti ile.
“Halen cezaevinde hükümlü bulunan ve hükümlü bulunduğu suçtan aldığı cezanın miktarına bakıldığında kendisine bir vasi atanması gereken hükümlüye tebligatın, Tebligat Yasasının 11. maddesinin 2. fıkrası ile Tebligat Tüzüğünün 16. maddesi gereğince vasi (yasal temsilci) aracılığıyla yapılmamış olmasının hükmün kesinleşmesini önleyen bir eksiklik olarak değerlendirilmemesi icap ettiği”.
5271 sayılı CMK.nun 262. maddesinde şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşinin, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabileceklerinin belirtildiği ancak bu hakkı kullanacak kanuni temsilciler ve eşlerin bu hakkı sanık için işleyen süreler içinde kullanmalarının gerektiği, ayrıca bunlara tebligat yapılmasına gerek olmadığı; dosya kapsamından yokluğunda verilen hükmün 20.07.2010 tarihinde sanığa cezaevinde tebliğ edildiği,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2012/30755, K. 2013/23873, 22 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama