KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2016/15850 E., 2018/12473 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ekim 2018
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Karşılıksız yararlanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun bilinen adrese tebligatı düzenleyen 10. maddesinin 1. fıkrasına göre sanığın yokluğunda verilen gerekçeli kararın öncelikle muhatabın bilinen en son adresinde tebliğe çıkarılması, ancak 6099 sayılı Kanun'un 3. maddesi ile eklenen aynı maddenin 2. fıkrasına göre bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilerek tebligatın bu adrese yapılmasının gerektiği; somut olayda sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığın sorgusu esnasında bildirdiği,
bilinen son adresi olan ... mahallesi 94055 sokak no:22 kat:2/4 ... adresi yerine doğrudan MERNİS adresine gönderildiğinden, yapılan tebliğ işleminin geçersiz olduğu, bu nedenle hükmün verilmesinden sonra vekaletname sunan sanık müdafiine 12.04.2013 günü yapılan tebliğ üzerine bulunulan 18.04.2013 günlü temyiz isteminin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1- Sanık hakkında, TCK’nın 142/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması talebi ile dava açıldığı halde.
02/07/2012 tarihinde kabul edilerek, 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun'un 82. maddesiyle 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun'un 83. maddesiyle 5237 sayılı TCK'nın 163/3. maddesinin (karşılıksız yararlanma suçunun) yürürlüğe konulduğu,
5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca, sanığın lehine olan kanun hükmünün belirlenmesi için bir değerlendirme yapılması ve ek savunma hakkı tanındıktan sonra sanığın lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 163/3 maddesiyle hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki” Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde, "yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararın ödenmesi halinde, olayın sanık ya da sanıkları hakkında ceza verilmesine yer olmadığı karar verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi" olduğu değerlendirilip,
anılan Kanun'un geçici 2. maddesi gereğince; katılan kurumun cezasız ve vergisiz gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp sanığa, “şikâyetçi kurumun sanığın bahsi geçen şirketteki yetkisinin 28.08.2009 tarihinde başladığı dikkate alınıp 08.09.2009 ve 12.10.2009 tarihli tutanaklardan kaynaklanan ve bilirkişi tarafından tespit edilen vergi ve cezalardan arındırılmış gerçek zararını gidermesi halinde hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verileceği” hususunda bildirimde bulunulduktan sonra yasal sürenin geçmesi nedeni ile sanığa makul bir süre de tanınıp bu süre beklenilerek,
sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerekli olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2016/15850, K. 2018/12473, 31 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama