İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /2. Ceza Dairesi

YARGITAY · 2. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2016/4211 K.2016/8591

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

Esas2016/4211Karar2016/8591Tarih4 Mayıs 2016Okuma6 dk · 1.266 kelime

KÜNYE

2. Ceza Dairesi 2016/4211 E., 2016/8591 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Mayıs 2016
Mahkemesi
Asliye Ceza Mahkemesi
Suç
Hırsızlık, konut dokunulmazlığını bozma
Hüküm
Mahkumiyet
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.266 kelime·6 dk okuma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

5237 sayılı TCK'nın 142/2-d maddesinin ancak hırsızlık suçunun “haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit aksamına zarar vermeden olağan yollar ile kilidi açmak suretiyle” işlenmesi halinde uygulanabileceğinin anlaşılması karşısında, dosya kapsamına ve savunmaya göre;

sanığın resepsiyonist olarak görev yaptığı otelde mağdurların kaldıkları odalara haksız yere elde bulundurduğu anahtarlarla girmek ve kasa şifrelerini açmak suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 142/2-d-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 142/2-h maddesi uyarınca hüküm kurulması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas,

2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının hırsızlık suçundan tayin olunan hapis cezasının infazı aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 04/05/2016 gününde oybirliğiyle (eleştiri yönünden oyçokluğuyla) karar verildi.

Karşı Görüş:

Aşağıda sunduğumuz nedenlerle sayın çoğunluğun, sanığın hırsızlık eylemi nedeniyle hakkında uygulanması gereken yasa maddesine ilişkin görüşüne katılmıyoruz.

1- Somut olayda özetle; otelin sahibi müştekinin soruşturma aşamasında ayrıntılı alınan ifadesinde, otelin bütün oda kapı kilitlerinin şifreli olduğunu, şifre girilmek suretiyle kapıların açıldığını, sanık ve arkadaşının otelde resepsiyonist olarak görevli olduklarını, odalara ait kapı ve çelik kasa geçici şifrelerini müşterilerle birlikte sanığın belirlediğini, bu nedenle şifrelerin sanıkta bulunduğunu, müşterilerin sonradan bu geçici şifreleri değiştirmeleri gerektiği halde değiştirmediklerini, suç tarihinde sanık ve arkadaşının bu şifreleri kullanmak suretiyle kapıları ve çelik kasaları kolaylıkla açtıklarını beyan etmesi,

sanığında müştekinin ifadesini doğrulayarak görevi gereği kendisinde bulunan şifre ve anahtarları kullanmak suretiyle odaların ve çelik kasaların kapılarını açarak mağdurların para ve eşyalarını çaldıklarını savunması karşısında, sanık ve arkadaşının hırsızlık eylemlerinin gerçekleştirmek için kullandıkları şifre ve anahtarları haksız yere elde bulundurmaları sözkonusu olmadığından TCK'nın 142/2-d maddesindeki suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenle eylemi TCK'nın 142/2-h maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu,

mahkemenin de sanığın eylemini oluşa uygun olarak kabul edilip, anılan madde ve fıkra uyarınca cezalandırılmasına karar verdiği halde, sayın çoğunluğun, dosya içeriğiyle uyuşmayan gerekçe ve yorumla, sanık hakkında ayrıca anılan maddenin (d) bendininde uygulanması gerektiğine ilişkin görüşünün isabetli olmadığı kanaatindeyiz.

2- Somut olayımızda sayın çoğunluğun kabul ettiği biçimde, sanığın eyleminin TCK'nın 142/2. maddesinin hem (d) hemde (h) bentlerinde tanımlanan suçları oluşturduğu kabul edilerek her iki bent uyarınca sanığın cezalandırılmasının kabul edilmesi, Dairemizin ve aynı işe bakan diğer Ceza Dairelerinin yerleşik uygulamalarına uymadığı gibi, 5237 sayılı TCK'nın hırsızlık suçuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı madde ve fıkralarının bugüne kadar yapılan yorum ve uygulanma biçimine de tamamen aykırılık oluşturmaktadır.

Bina ve eklentilerinde kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyaya yönelik hırsızlık eylemleriyle ilgili, TCK'nın 142/1-b maddesinin yürürlükte olduğu döneme ilişkin yerleşik uygulamaya kısaca değinecek olursak; failin bina ve eklentilerinde kilitlenmek suretiyle koruma altına alınmış eşyayı, yasal ifadesiyle “ haksız yere elde bulundurulan veya taklit anahtarla ya da diğer bir aletle kilit açmak” suretiyle çalması durumunda, eylemi hem TCK'nın 142/2-d maddesinde hemde aynı Kanununun 142/1-b maddesinde tanımlan suçu oluşturduğu halde, 142/2-d maddesinin daha özel düzenleme içermesi ve ceza süresinin daha fazla olması nedeniyle,

öncelikle eylem bu madde kapsamında değerlendirilip bu madde uyarınca uygulama yapılmakta, anılan 142/2-d maddesinde öngörülen suçun unsurlarının oluşmaması durumunda ise, bu sefer aynı Kanun'un 142/1-b maddesi uyarınca değerlendirme yapılmaktaydı. Bu şekildeki yorum ve uygulama diğer madde ve fıkraları içinde geçerli ve yerleşik uygulamadır.

Somut olayımızda, (sayın çoğunluğun görüşünde olduğu gibi) sanık ve arkadaşının haksız olarak elde ettikleri anahtar veya şifrelerle oda kapısını ve çelik kasaları açmak suretiyle hırsızlık eylemlerinin gerçekleştirdiklerini kabul etmemiz durumunda ise, eyleminin, anılan maddenin (d) bendinin yanı sıra, ayrıca (h) bendini de ihlal ettiğini ileri sürmek olanaklı olmakla birlikte, iki bent birlikte değerlendirildiğinde, (d) bendinin daha özel düzenleme içermesi nedeniyle, önceki uygulamalarımızda olduğu gibi eylem öncelikle bu bent kapsamında değerlendirilmeli ve buna göre hüküm kurulmalıdır.

TCK'nın 142/2. maddesinin (d) bendi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce yürürlükte olan aynı Kanun'un 142/1. maddesinin (b) bendine göre hem daha özel düzenleme içermesi hemde ceza süresinin fazla olması nedeniyle daha anlamlıydı. Bu yeni düzeleme sonrasında yasa metninde bir değişiklik olmamakla birlikte, her iki bentteki ceza sürelerinin aynı olması nedeniyle (d) bendi anlamsız veya işlevsiz hale gelmiştir.

Ancak bu durum, dairemizin anılan madde fıkralarına ilişkin istikrar kazanmış yorum ve uygulamasını değiştirmemelidir. Çünkü yapılan değişikliğin böyle bir amacı olmadığı gibi, yukarıda izah etmeye çalıştığımız üzere, mevcut durumu itibariyle de her iki fıkra ( d ve h) uyarınca birlikte ceza verilmesini zorunlu kılacak bir durumda söz konusu değildir.

Çünkü TCK'nın 142/2. maddesinin (d) ve (h) fıkraları, TCK'nın 149/1. maddesinin bentlerinde olduğu gibi, failin fiilen bağlı veya mağdurun daha korunaksız olması durumlarına ilişkin, bir birinde farklı suçu ağırlaştırıcı nedenler olmayıp, ceza sürelerinin aynı olması nedeniyle seçimli hareketli suçlara benzediği, bu nedenle öncelikle sanığın, oda ve çelik kasa kapılarının şifre ve anahtarlarını haksız olarak elde etmesi sözkonusu olmadığından, TCK'nın 142/2-h maddesi uyarınca kurulmuş olan hükmün doğru olduğu, bu nedenle herhangi bir eleştiriye gerek olmadığı,

ancak sayın çoğunluğu kabul ettiği gibi sanığın, oda ve çelik kasaların şifre ve anahtarlarını haksız olarak elde edilmiş olduğunu kabul edilmesi halinde ise, TCK'nın 142/2. maddenin (d) bendi, (h) bendine göre daha özel düzenleme içerdiğinden (d) bendi uyarınca uygulama yapılarak ceza belirlenmelidir.

Kısaca tartışma konumuzun önemine ve sonuçları itibariyle doğacak muhtemele hukuki problemlere değinecek olursak: 1- Öncelikle hiçbir yasal zorunluk olmadığı halde şimdiye kadar yapılan yorum ve uygulamanın aksi bir uygulama yapılmış olacaktır. Bu uygulama sadece tartışma konumuzu oluşturan bentlerle sınırlı kalmayacak maddenin diğer fıkra ve bentlerine de sirayet edecektir.

2- İki fıkra birlikte ihlal edildiğinden bahisle hüküm kurulurken iki fıkra esas alınarak değerlendirme yapılmasını kabul etmemiz halinde; haklı olarak iki fıkra birlikte ihlal edilmesi nedeniyle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak kurulması gerektiği de gündeme gelecektir. Ancak yukarıda kısaca değindiğimiz gibi hırsızlık suçunu nitelikli hallerini düzenleyen fıkra ve bentlerin birden çoğunun aynı anda ihlal edilmesi teşdit nedeni değildir.

Bu güne kadar yerleşik uygulamada bu şekildedir. Eğer yasa koyucunun böyle bir amacı olsaydı 765 sayılı TCK'nın 492 ve 493. maddelerinin son fıkralarında olduğu gibi “suçun işlenmesinde yukarıda yazılı hallerden iki veya daha fazlası birleşirse cezanın yukarı haddi verilir.” biçiminde bir düzenlemeye yer verirdi veya vermesi gerekirdi.

Çünkü failin bir eşyayı çalması eyleminin, hırsızlık suçunun nitelikli hallerinin düzenleyen TCK'nın 142. maddesinin birden çok fıkra ve bentlerini aynı anda ihlal etmesinin, yasa metninden teşdit nedeni olacağına ilişkin bir anlam çıkarmak olanaklı değildir. Aksine yorum ve uygulamalar TCK'nın 2. maddesindeki suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırı olacaktır.

3- Eğer sayın çoğunluğun kabul ettiği şekilde hüküm kurulurken TCK'nın 142/2. maddesinin (d) ve (h) bentleri esas alınarak hüküm kurulması gerektiğini kabul edecek olursak; biz iki fıkranın birlikte uygulanmasının teşdit nedeni olarak görmesek bile, bu kabul teşdit nedeni olarak yorumlanmaya açık veya müsait olduğundan, ilk derece mahkemelerince iki fıkra aynı anda ihlal edildiğinden bahisle ve sırf bu nedenle temel ceza alt sınırdan aşılarak belirlenmesi durumunda, bu kez bunun doğru olmadığını anlatma durumunda kalınacaktır.

Ancak iki fıkranın bilikte ihlal edildiğini bu nedenle hükmünde buna göre kurulması gerektiğini kabul ettikten sonra, bunun teşdit nedeni olmayacağı konusunda fikir birliği sağlamak ve anlatmak daha zor olacaktır. Bunun sonucunda hukuki kargaşa ve buna bağlı olarak hak ihlalleri kaçınılmaz olacaktır.

Yukarıda kısaca arz etmeye çalıştığımız nedenlerle somut olayda, sanığın görevi gereği kendisinde bulunan geçici şifre ve anahtarla mağdurların odalarının kapılarını ve çelik kasaları açıp suça konu para ve eşyaları çalması biçimindeki eylemi, TCK'nın 142/2-h maddesindeki suçu oluşturduğu, eylemin (sayın çoğunluğun kabul ettiği biçimde) TCK'nın 142/2-d maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu kabul edilmesi durumda ise, sanığın eylemine uyan TCK'nın 142/2-d maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği ve yerleşik uygulamada bu şekilde olduğu halde, sayın çoğunluğun eylemin TCK'nın 142/2-d-h maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğunu ve buna göre hüküm kurulması gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyoruz.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2016/4211, K. 2016/8591, 4 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2016/4211
Karar No
2016/8591
Tarih
4 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2016/4211 K.2016/6160
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2016/4212 K.2016/7176
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2016/4212 K.2016/7879
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2016/4213 K.2016/18759
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2016/4213 K.2016/8174
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2016/4213 K.2016/7873

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.