KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2020/22310 E., 2020/10962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2020
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Hırsızlık suçundan sanık ...’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-h, 168/2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2017 tarihli ve 2017/149 Esas ve 2017/916 Karar sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 25/06/2020 gün ve 246-2020 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01/07/2020 gün ve 2020/55608 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Bina içerisinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 168/2 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2017 tarihli ve 2017/149 Esas, 2017/916 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanık hakkında; şahsi ve sosyal durumu, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak takdiren ceza tayin edildiği belirtilerek, temel ceza olarak suç tarihi itibariyle sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesindeki alt ve üst sınır içerisinde bulunan 5 yıl hapis cezası belirlenmiş ise de; uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h maddesinin gösterildiği anlaşılmakla.
28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile eklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinin, 26/06/2014 olan suç tarihi itibari ile yürürlükte olmadığı ve müştekinin işyerine, pencere camı demir korkuluğunu kırmak suretiyle girerek işyerinden hırsızlık yapan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından lehine olan ve eylemlerine uyan anılan Kanun'un 142/1-b maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden,
suç tarihi itibariyle yürürlükte olmayan ve ceza miktarı bakımından sanık aleyhine olup 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi uyarınca uygulama olanağı bulunmayan 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'a eklenen 142/2-h maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dosya kapsamına göre, müştekinin beyanında işyerini 28/06/2014 tarihinde saat:22:00 sıralarında kapattığını, ertesi gün pazar olması nedeniyle işyerini açmadığını ancak telefonla olayın kendisine haber verildiğini belirttiği, 29/06/2014 tarihli olay yeri inceleme-görgü ve tespit tutanağında suça konu olayın 29/06/2014 tarihinde saat:14:30’da anons edildiğinin belirtilmesi nedeniyle suçun 28/06/2014 saat:22:00 ile 29/06/2014 saat:14:30 tarih ve saatleri arasında işlendiği,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2020/22310, K. 2020/10962, 20 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama