KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2020/27753 E., 2021/2207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2021
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Suç
- Muhafaza görevini kötüye kullanma
- Hüküm
- Mahkumiyet
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarında başvurulacak kanun yolu, mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiği halde, sanığın yokluğunda kurulan kısa kararda kanun yolu başvuru şekli ve süresinin “sanığın segbis sisteminden yüzüne karşı, katılanın ve katılan vekilinin yokluğunda, tebliğden ve tefhimden itibaren 7 gün” olarak,
ancak sanığa tebliğ edilen gerekçeli kararda kanun yolu başvuru şekli ve süresinin ise “ sanığın, katılanın ve katılan vekilinin yokluğunda, tebliğden itibaren 15 gün” olarak belirtilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması ve sanığa tebliğ edilen hükümde temyiz başvurusunun tebliğden itibaren 15 gün olarak belirtilerek sanığın yanıltıldığının anlaşılması karşısında,sanık müdafiinin temyiz talebinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1) Yargıtay Yüksek 8. Ceza Dairesinin 27.06.2018 tarihli, 2018/4224 Esas, 2018/7681 Karar sayılı ilamı ile muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmünün, sanık hakkında‘’ Yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve istendiğinde iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin malları satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı,
salt hacizli malların satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, mahcuzları satış mahalline götürme yükümlülüğü bulunmayan sanığın, teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,’’ nedeniyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, ancak, bozmaya konu kovuşturma eksikliğinin giderilmediği, bozmaya konu sanık savunmasının araştırılmama gerekçesinin kararda gösterilmediğinin anlaşılması karşısında; eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) 5271 sayılı CMK’nın 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenmiş olan “Basit Yargılama Usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Asliye Ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun’un Geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarı ile kovuşturma evresine geçilmiş,
hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulu ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de.
Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 E., 2020/33 K. sayılı iptal kararı ile “....kovuşturma evresine geçilmiş....” ibaresinin aynı bentte yer alan “basit yargılama usulü yönünden” Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle, kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanacak dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin1-d. bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından,
Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama uygulanan olaylarda CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre “Mahkumiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin alınan iptal kararı neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğu ve CMK’nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karsısında.
TCK’nın 7. maddesi ile CMK’nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek sureti ile sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın “Basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2020/27753, K. 2021/2207, 10 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama