KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2021/11713 E., 2024/1761 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/669 E., 2016/103 K.
- Suçlar
- Konut dokunulmazlığını ihlâli, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Mahkemenin sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan verilen mahkûmiyetine ilişkin kabul ve gerekçesinde bir isabetsizlik görülmediğinden ve sanığın katılanın konutunun eklentisi niteliğindeki apartman boşluğu ile merdivenlerine girmesini takiben katılanın görüşmeyeceğini bildirmesi sonrası makul sürede apartmanı terk etmeyip kalmaya devam etmesi, katılanın sözlüsü ile polis geldiğinde daire kapısı önünde yakalanması suretiyle konut dokunulmazlığının ihlâli suçu tamamlandığından, tebliğnamenin bu husustaki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu ile korunan hukuki yarar kişi özgürlüğünün korunması ve bireyin, psikolojik ve ruhsal bakımdan rahatsız edilmemesi ve yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürmesi olarak tanımlanmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, kanun metninde yazılı bulunan telefon etme, gürültü yapma yada aynı maksatla, hukuka aykırı bir davranışta bulunulması eylemlerini bir kez yapmasının yeterli olmadığı, eylemlerin ısrarla tekrarlanması süreklilik arz etmesi ve sırf kişilerin huzur ve sükununu bozma saiki ile işlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda, sanığın katılanın ikamet ettiği binadan içeri girerek daire kapı zilini çaldığı, katılanın kapıyı açmadığı ve sanığı gitmesi konusunda ikaz ettiği, sanığın buna rağmen binadan ayrılmadığı ve kapıyı yumrukladığı, bu yönde hareketlerini kapı önünde beklediği süre boyunca tekrarlandığı, devam ettiği anlatılmayan eyleminde, 5237 sayılı Kanun'un 123 üncü maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiğinin ve sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma özel kastı olarak kabul edildiği yeterince açıklanıp tartışılmaksızın yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
2-23.12.2015 tarihli celsede 18 yaşından küçük olan katılan ...’ın duruşmada beyanının alınması sırasında zorunlu vekil bulundurulması gerektiği gözetilmeyerek 5271 sayılı Kanun’un 234/2. maddesine aykırı davranılması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/11713, K. 2024/1761, 6 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama