KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2021/18681 E., 2024/9381 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
470 kelime·2 dk okuma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz isteminin, sanık tarafından ödenen bedelin asıl alacak tutarını karşılamadığına, kurum zararının karşılanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
6352 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Kanun'un 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp,
sanığa miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “Bilirkişinin hesapladığı kurumun vergili ve cezasız gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan aynı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı ve eğer soruşturma aşamasında bu ihtar işlemi yapılmamış olmasına rağmen sanık tarafından kovuşturma aşamasında katılan kurumun zararının tamamen karşılanması
hâlinde bu ödemenin soruşturma aşamasında yapılmış gibi kabul edilerek sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmesi gerekeceği nazara alınarak, belirtilen şekilde işlem yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması nedeniyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmasına karar verilerek, bilirkişiden rapor alınmış ve yapılan ihtar sonucu sanığın tespit edilen bedel olan 289.69 TL‘yi 30.04.2018 tarihinde ödeme yaptığına dair dekontunu dosyaya sunmuş ise de;
dosyada mevcut 15.03.2018 tarihli Bilirkişi Raporu’nda katılan kurumun zararının cezasız ve vergisiz hesaplandığı ve sanığın da söz konusu bilirkişi raporunda vergisiz ve cezasız olarak hesaplanan 289,69 TL katılan kurumun zararını ödediğinin anlaşılması karşısında; katılan kurumun vergili ve cezasız gerçek zararının yeniden bilirkişiye hesaplattırılıp, yukarıda izah edilen şekilde sanığa usûlüne uygun bildirimde bulunulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/18681, K. 2024/9381, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama