KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2021/8393 E., 2023/1135 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Mart 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/45 E., 2016/495 K.
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.01.2016 tarihli ve 2014/9915 soruşturma numaralı iddianame ile; şikâyetçinin seyahat ettiği otobüste şarja taktığı telefonu çaldığından bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 141/1 ve 53/1 maddeleri uyarınca hırsızlık suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2016 tarihli ve 2016/45 Esas, 2016/495 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 62/1, 50/1, 52/2 maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet kararı verildiği, lehine olan yasa hükümlerinin uygulanmadığı bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü şikâyetçinin İstanbul'a gitmek üzere otobüse bindiği, otobüsün feribota geçtiği sırada suça konu cep telefonunu otobüste şarja bırakıp gemideki tuvalete gittiği, geri döndüğünde telefonunu yerinde bulamadığı, TİB'ten alınan yazı cevaplarına göre şikâyetçinin telefonunu son olarak 22.10.2014 günü saat 06.54.10'da kullandığı, sonraki kullanımın, yaklaşık 7 saat sonra aynı gün saat 14.47.03'te sanık adına kayıtlı hat üzerinden görüşmeye açıldığı ve sonrasında da bu hat ile telefonun kullanıldığı,
sanığın ilk savunmalarında, bir dönem Avea dağıtım merkezinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, bilgisi dışında bu hattın açılmış olabileceğini belirterek suçlamayı kabul etmediği, ancak hatta ilişkin abonelik sözleşme aslı getirtilerek yapılan inceleme sonucu, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarından alınan 29.12.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre, bireysel tip abonelik sözleşmesi üzerindeki ... adına atılı bulunan abone imzalarının sanık ...'in elinden çıktığının belirtildiği ve tüm deliller değerlendirildiğinde sanığın savunmalarına itibar edilmeyerek cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV.GEREKÇE
Sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/1-c maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu ve aynı Kanun'un 142/1-c maddesinin uzlaşma kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak;
Sanığın, suça konu telefonu seyahat otobüsünün içinden çaldığının anlaşılmasına göre, eylemin TCK'nın 142/1-c maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden suçun hukukî nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 141/1 maddesi ile uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/8393, K. 2023/1135, 9 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama