KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2022/10005 E., 2025/6645 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2019/3775 E., 2021/1674 K.
- Suçlar
- Hırsızlık, mala zarar verme
- Hükümler
- İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi
- Tebliğname görüşü
- Ek kararın onanması, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma
1-)Sanık hakkında mala zarar verme suçu yönünden verilen 29.09.2021 tarihli ek karara yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 29.09.2021 tarihli ve 2019/3775 Esas, 2021/1674 Karar sayılı ek kararının; 5271 sayılı Kanun'un 296/2. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 296/2. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizinin mümkün olmaması karşısında; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 29.09.2021 tarihli ve 2019/3775 Esas, 2021/1674 Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
2-)Sanık hakkında hırsızlık suçu yönünden kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde ;
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın işlemiş olduğu suçu samimi olarak ikrar etmiş olup iş bu ifadesinde kendinde olmadığını belirtmesine rağmen Yerel Mahkeme tarafından bu hususun göz önünde bulundurulmadığına, suça konu eşyaların değerinin son derece düşük olmasına rağmen sanığa fazla ceza verilmiş olduğuna, beraat etmesi gerektiğine, lehine olan tüm hükümlerin uygulanmasına
ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanmış ve müdafii huzurunda savunması alınmış ise de,
sanık müdafiinin karar duruşmasında hazır bulunması gerektiği gözetilmeden, müdafiinin yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/10005, K. 2025/6645, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama