Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2022/10556 E. , 2025/7751 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1630 E., 2020/2451 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliy
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2022/10556 E. , 2025/7751 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1630 E., 2020/2451 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığa kazanılmış hak tanınmadığına, aleyhe bozma yasağı kuralına açıkça aykırı davranıldığına, suçun sanık tarafından işlenmediğine, eksik inceleme ve araştırma yapıldığına ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğuna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Dosya içeriğine göre sanıkların temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık hakkında aleyhe temyiz istemi bulunmadığı ve ilk derece mahkemesince verilen 4 yıl hapis ve 46.000 TL adli para cezasının 5271 sayılı Kanun'un 283/1. maddesi uyarınca kazanılmış hakka konu olduğu, bu nedenle hükmolunan 6 yıl hapis cezasının 4 yıl hapis ve 46.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 4 yıl hapis ve 46.000,00 TL adlî para cezasına indirilmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği kısmen Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen anılan hukuka aykırılığın aynı Kanun'un 303/1-f maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından "...5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 283/1. maddesi gereğince kazanılmış hak da gözetilerek sanığın cezasının sonuç itibarıyla 4 yıl hapis ve 46.000,00 TL adlî para cezası olarak belirlenmesine..." ilişkin bölümün çıkarılmasına, yerine "...5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 283. maddesi gereğince sanık hakkında hükmedilen sonuç cezanın 4 yıl hapis ve 46.000,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmek suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde Daire üyesi Sn. ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Katılanı cep telefonundan 20.09.2017 günü arayan kişinin banka görevlisi olduğunu, banka işlemlerinden dolayı hesabına 800 lira para iadesi yapılacağını, bu işlem için internet şifresini söylemesi gerektiğini anlattığı, buna inanan katılanın internet bankacılığı şifresini telefondaki kişiye söylediği, bir süre sonra katılanın banka hesabından başka bir bankadaki sanığın hesabına 23000 liranın aktarıldığı, iddia ve kabul edilmiştir. Hesabına gelen parayı çeken sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması talebiyle açılan davada Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesi TCK’nun 158/1-l bendi gereğince 4 yıl hapis ve 46.000 lira para cezası vermiştir. Sanık müdafinin kararı istinaf etmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi, hükmü kaldırarak sanığın işlediği fiilin nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiş ve TCK’nun 142/2-e bendi gereğince 6 yıl hapis vermekle birlikte aleyhe düzeltme yasağı nedeniyle CMK 283 maddesi hükmüne göre 4 yıl hapis ve 46.000 lira adli para cezası vermiştir. Bu hükmünde sanık müdafi tarafından temyiz edilmesiyle sayın çoğunluk temyiz talebinin esastan reddine karar vererek hükmü onamıştır. Katılana karşı sanığın işlediği suçun hukuki niteliği hukuki sorunu oluşturmaktadır. Sanığın hesabına katılanın banka hesabından gönderilen para, hileyle elde edilen şifre kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Banka şifresi katılandan banka görevlisi gibi kendisini tanıtan kişi tarafından profesyonelce sergilenen konuşma sonrasında elde edilmiştir. Katılan arayan kişinin bankasındaki bir görevli olmadığını fark edememiştir. Banka işlemlerinden dolayı hesaba para iade etmesi gerektiğini ve şifresine ihtiyacı olduğunu söyleyerek katılanı kandırmıştır. Hırsızlık suçunun oluşabilmesi için mağdur ile sanığın yüz yüze gelmemesi ve malın alınması gerekirken dolandırıcılık suçunda mağdur ile sanık karşılıklı olarak yüz yüze gelecek sanık ustalıkla mağduru aldatarak haksız çıkar sağlayacağı mal veya parayı elde edecektir. Ayrıca banka veya kredi kartı kullanılarak işlenen fiilleri cezalandıran TCK’nun 245 maddesi ile bankacılık faaliyetinin yürütüldüğü bilgisayar sistemine sızarak haksız çıkar sağlamayı cezalandıran TCK’nun 244/4 fıkrasındaki suçlarda benzer konuları düzenlemektedir. Hırsızlık bilişim sistemi kullanılarak nadiren işlenebilen bir suç tipidir. Bankadaki hesabına mağdurun bilgisi dışında ulaşıp parasını başka hesaba aktarmak biçiminde hırsızlığın işlenmesi oldukça nadir bir vakıadır. Mağduru aldatarak hileyle banka hesabına ulaşarak başka hesaba aktarılan paranın çekilmesi ise sıkça işlenen bir dolandırıcılık suçudur. Somut olayda katılanın banka hesabındaki paranın sanığın banka hesabına aktarılması, hileyle elde edilen şifre kullanılarak banka hesabına erişilerek gerçekleştirilmiştir. Yine şifrenin elde edilmesi, kendisini banka çalışanı olarak tanıtarak ustaca sergilenen mizansen sayesinde mümkün olmuştur. Bu oluş şekline göre işlenen fiil hem TCK’nun 158/1-l bendindeki kendini banka çalışanı olarak tanıtma, hem TCK’nun 158/1-f bendindeki bilişim sistemini ve bankayı araç olarak kullanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır. Sonuç olarak; telefon ile görüşerek katılanı banka çalışanı olduğuna ve hesabına bir miktar para iade edileceğine inandırıp bu yolla elde ettiği şifreyi kullanarak banka hesabına ulaşmak suretiyle 23000 lira parayı hesabına aktaran sanığın işlediği fiil, hırsızlık olmayıp nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğundan hükmün bozulması yerine onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne ve bu konuda sürdürülen uygulamaya iştirak etmiyorum.