KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2022/11176 E., 2025/7887 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/873 E., 2021/2010 K.
- Suç
- Hırsızlık
- Hüküm
- Mahkûmiyet hükmü kaldırılarak mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
759 kelime·4 dk okuma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin ulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz istemi "Samimi ikrarda bulunduğu, bu kadar yüksek cezayı hak edecek bir suç işlemediği", sanık müdafiinin temyiz istemi "Sanığın suçu işlediğine dair somut bir delil olmadığı, tanıkların, şikâyetçinin anne ve babası olduğu, şüpheden sanığın yararlanması gerektiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2015/626 Esas, 2019/356 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/2477 Esas, 2020/710 Karar sayılı kararı ile,
sanık hakkında kurulan hükmün "İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu sanığın nitelikli hırsızlık eylemini TCK.nın 142/2-h maddesi kapsamında sabit görerek istinabe suretiyle alınan savunma ile yetinilmiş ise de, ilk derece mahkemesince eylemin TCK.nın 142/2-h maddesi kapsamında kalmış olması hâlinde bu maddede öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle CMK.nın 196/2. maddesinin açık emri nedeniyle sanığın savunmasının istinabe suretiyle alınamayacağı, savunmanın ancak esas mahkemesinde bu mahkemenin duruşmasında veya bu duruşmaya SEGBİS sistemi ile yapılacak bağlantıyla alınabileceği,
dolayısıyla sanığın savunmasının alınması için en az bir kez esas mahkemesinde duruşmada hazır bulundurulmasında kanuni mecburiyet bulunduğu, somut dava dosyasında istinabe yasağına rağmen ilk derece mahkemesince Sanık ...'nin Kumluca 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19.01.2017 gün ve 2017/5 D.İş karar sayılı numarası ile Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesince 22.12.2017 gün ve 2017/28 D.İş Karar sayılı numarası ile Şemdinli Asliye Ceza Mahkemesince 07.05.2018 gün ve 2018/154 Talimat sayılı numarası ile savunmasının alındığı, ilk derece mahkemesince bu savunma ile yetinildiği,
sanığın esas mahkemesindeki duruşmalarda en az bir kere hazır bulundurulmadığı, sanığın en az bir kere savunmasının alınması için esas mahkemesindeki duruşmada hazır bulundurulmayıp, istinabe yasağı olmasına rağmen istinabe suretiyle savunmasının alınması hâlinde ise, kanunen mutlaka hazır bulunması gereken sanığın yokluğunda duruşma yapıldığını kabul etmek gerektiği, bu durumun kanunun açık hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve hukuka aykırılığın savunma hakkının kısıtlanmasından öte,
duruşmanın mutlaka hazır bulundurulması gereken sanığın yokluğunda duruşma yapılması niteliğinde de olması nedeniyle CMK.nın 289/1-e maddesi gereğince kesin hukuka aykırılık olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu, şikayetçinin kovuşturma evresinde 11.12.2018 tarihli 9 numaralı celsede sanıktan giderilmesi istediğini maddi zararının olmadığını beyan etmiş olması karşısında,
sanığın aşamalarda atılı suçu inkar etmekle birlikte hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını talep ediyor olması hâlinde "şikayetçinin karşılanmasını istediği zararının bulunmadığı" şeklindeki sözlerinin sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarını oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiği gözetilmeden sanıktan mevcut husus sorulmadan eksik tahkikat ile hüküm kurulmuş olması" gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği,
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 03.03.2020 tarihli ve 2019/2477 Esas, 2020/710 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Küçükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli ve 2020/389 Esas, 2020/903 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun ve yok hükmünde olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunduğundan,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2022/11176, K. 2025/7887, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama