Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/11777 E. , 2024/9760 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2007 tarihli ve 2007/336 Esas, 2007/706 Karar sayılı kararının sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde ger
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/11777 E. , 2024/9760 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2007 tarihli ve 2007/336 Esas, 2007/706 Karar sayılı kararının sanık ... tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata, Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerekir. Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğin usûlüne uygun olarak yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usûllere göre bir tebligat yapılmış olması ve muhatabın adres kayıt sisteminde adresinin de bulunmaması gerekmektedir. Aksi halde 35. maddeye göre tebligat yapılması mümkün değildir. İncelenen dosyada; sanığın son bildirdiği adresine doğrudan Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapıldığının, ancak dosya kapsamına göre bu adrese usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmıştır; ancak sanığın ilk olarak 18.08.2014 tarihli dilekçesi ile 6545 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren lehine olan hükümlerin değerlendirilmesini, devamında 02.01.2017 ve 18.05.2017 tarihli dilekçeleri ile uzlaşma hükümlerinden yararlanmak istediğinin, devamında da farklı tarihlerde farklı taleplerle birçok dilekçe sunmuş olduğunun anlaşılması karşısında, en geç 18.08.2014 tarihi itibariyle öğrendiği karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 30.03.2022 tarihinde temyiz isteğinde bulunduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın süresinde olmayan temyiz isteğinin ve yerinde görülmeyen eski hale getirme isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak REDDİNE, esası incelenmeyen dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.