KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/12367 E., 2025/16263 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2021/2912 E., 2021/2816 K.
- Suç
- Hırsızlık
- Hükümler
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
567 kelime·3 dk okuma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise. "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir" şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin üzerine atılı hırsızlık suçunu işlemediğine ve diğer sanıklarla birlikte suçu işleme konusunda bir anlaşması veya suça iştiraki bulunmadığına, müvekkilnin inşaatta çalıştığı ve anahtarın yerini bildiği için hırsızlık olayında kullanıldığına ve suçun da üzerine atıldığına, davaya konu hırsızlık olayının tek bir kişi tarafından yapılabilecek bir iş olmadığına, eksik inceleme ve değerlendirme ile hüküm kurulduğuna, hırsızlık olayı öncesi,
olay günü ve olay gününden belli bir süre sonrasını kapsayacak şekilde hem müvekkilinin telefon kayıtlarının hem de diğer sanıkların telefon kayıtlarının ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde araştırılması gerektiğine, sanığın soyut ikrarına dayanılarak hiçbir zaman mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, tanık beyanları ile sanık ...'nın beyanları arasında çelişki olduğuna ve mahkemece bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğuna;
katılan vekilinin temyiz isteminin, sanıkların olay günü beraber olduklarının bizzat kendi ikrarları ve tanık beyanları ile sabit olduğuna, sanık ...'e verilen cezada TCK'nın 62. maddesi çerçevesinde indirim yapılmasının hukuka aykırı olduğuna, sanık ...'nın bir taraftan diğer sanık ... ile bir buçuk aydır görüşmediğini iddia ederken diğer taraftan olay gecesi sanık ... ile mesajlaştığını ve arabayla yanına gittiğini belirttiğine, ayrıca hiç görüşmediği arkadaşından 20,00 TL borç para almasının sanığın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını gösterdiğine, tanık beyanlarının aşamalarda çelişkili olduğuna,
yargılama safhasında sanıkların HTS raporlarının istenildiğine, ancak HTS raporunun neden değerlendirmeye konu edilmediğinin açıklanmadığına, müvekkilinin zararının karşılanmasına ilişkin tüm sanıklara soru yöneltilmediğine ve olayın aydınlatılmadığına, ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık ... müdafiinin ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,
II - Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde,
UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre sanık ...'ın karar tarihinden sonra, 14.10.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nın 64/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca ölüm nedeniyle hakkında düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/12367, K. 2025/16263, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama