İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/13167 Karar: 2025/4326 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/13167 K.2025/4326

2. Ceza Dairesi 2023/13167 E. , 2025/4326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/253 E., 2021/1908 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından v

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/13167 E. , 2025/4326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/253 E., 2021/1908 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından v

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/13167 E. , 2025/4326 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/253 E., 2021/1908 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanıklar müdafiinin temyiz isteminin bahse konu aracı müvekkillerinin çalmasının kesinlikle söz konusu olmadığına, aracın resmi ruhsat sahibinin müvekkillerinin babası rahmetli ... olduğuna, aracın borçları ödenmediği için geri alındığına, araya ...'in girerek müvekkillerinin babası ile görüşüp anlaşması üzerine aracı Bartın'dan alarak Yozgat’a geri götürdüğüne ve teslim ettiğine, olaya tanık olan ...'in de beyanında bu hususu belirttiğine, daha sonra katılanın bu aracı Ankara'da ikâmet eden ... ... isimli kişiye sattığına ve bu kişinin müvekkilini arayarak aracı Yozgat’tan aldığını devrini almak istediğini, bütün vergi borçlarını ödeyip aracın devrini ... ... isimli şahsa müvekkilinin verdiğine, katılanın müvekkiline satışını verdiğini belirttiği Toyata marka aracın satış belgesini mahkemeye sunmasını talep etmiş olmalarına rağmen satış belgesini sunmadığına, zaten böyle bir durumun söz konusu olmadığına, müvekkilinin babasının adına olan aracı aldığına, kimsenin aracını çalmadığına, araç satış devrini müvekkilden alan kişi aracı ... ve ...'dan satın aldığına, devrini ise müvekkilinin, babasından aldığı vekaletname ile aracın vergi borcunu ödeyen ... ...'e yaptığına, ... ve ...'un ... ...'i de mağdur ettiğine, aracın devrini alan ... ...'in dinlenilmesi, aracın kimden nereden alındığının, hangi tarihte alındığının sorulması istenmişse de mahkemece bu hususun değerlendirilmediğine, açıklanan nedenlerle eksik inceleme yapılarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.05.2016 tarihli ve 2014/13-159 Esas, 2016/257 Karar sayılı kararında, "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterler tarafından yapılacağı, noterler tarafından yapılmayan satış ve devirlerin geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Bu durumda trafik siciline kayıtlı araçların mülkiyetinin devrini öngören sözleşmelerin geçerliliği, maddede öngörülen şekil şartlarına uygun şekilde yapılmalarına bağlı olup, geçerlilik koşulu olan bu şekle uyulmaksızın yapılan sözleşmeler geçersiz olduğundan, geçersiz satış sözleşmesi uyarınca taraflar verdiklerini geri isteyebileceklerdir. Geçersiz sözleşmeye dayalı olarak aracı teslim alan geri verme yükümlülüğü altında bulunurken, aracın kayıt maliki de sebepsiz zenginleşme kuralları uyarınca bedeli iade edecektir. Bu durumda, aracın mülkiyeti karşı tarafa geçmeyecek, ortada hukuki bir uyuşmazlık bulunacaktır" açıklamalarına yer verilmiştir. Buna göre, somut olayda suça konu aracın katılan ...'e satışına ilişkin işlemin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun yapılmadığı, bu durumda taraflar arasında haricen yapılan araç satış sözleşmesi geçersiz olduğundan mülkiyetin nakli sonucunu doğurmadığı, aracın zilyetliği devredilmiş ise de; trafik cezaları ve vergi borcu nedeniyle katılanın aracı üzerine alamadığı, akabinde araç sahibi temyiz dışı sanık ...'in çocukları olan sanıklar tarafından, olay günü park halindeki suça konu aracın, kendilerinde bulunan yedek anahtar ile çalıştırılarak götürülmesi şeklinde gerçekleşen olayda, Yargıtay CGK'nın 10.05.2016 tarihli ve 2016/257 Esas Nolu kararı da gözetilerek sanıkların üzerine atılı hırsızlık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanıkların atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, 2. Kabule göre de, Sanık ...'nin adlî sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan İstanbul Anadolu 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.03.2014 tarihli ve 2011/461 Esas, 2014/110 Karar sayılı kararındaki mahkumiyete konu suçun 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçuna ait olduğu ve 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinde 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası anılan suçun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Yozgat 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla