İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/15795 Karar: 2025/21769 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/15795 K.2025/21769

2. Ceza Dairesi 2023/15795 E. , 2025/21769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/345 E., 2022/2677 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafın

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/15795 E. , 2025/21769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/345 E., 2022/2677 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafın

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/15795 E. , 2025/21769 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/345 E., 2022/2677 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin "Sanıkların atılı suçu işlediklerine dair somut, her türlü şüpheden uzak kesin dellil bulunmadığı, kararların usul ve yasaya aykırı olduğuna" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanunu’nun 280. maddesinin 1 fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde, bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.11.2018 tarihli ve 2018/737 Esas, 2018/766 Karar sayılı dosyasında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanıklar ve katılan vekilinin istinaf talepleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2019/212 Esas, 2019/1804 Karar sayılı kararı ile, "Tutuklu olan sanıklara iddianamenin 30.10.2018 tarihinde cezaevinde tebliğ edildiği ve tebliğ tarihinden sadece üç gün sonra yapılan 02.11.2018 tarihli celsede iddianamenin sanıkların yüzüne karşı okunup savunmaları alındığı sırada 5271 sayılı CMK'nın 190. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sanıklara duruşmaya ara verilmesini isteme hakları bulunduğu net olarak hatırlatılmayıp aynı oturumda karar verilmek suretiyle, sanıkların savunmalarını hazırlamaları için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakları ellerinden alınarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6, Anayasa'nın 36, CMK’nın 1 76... . maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, kabule göre ise; hırsızlanan eşyalardan bilgisayar ve kantarın soruşturma aşamasında yerinin sanıklarca söylenmesi nedeniyle sözkonusu eşyaların ele geçirildiği anlaşılan olayda, TCK nun 168/4 maddesi gereğince katılana kısmî iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatının bulunup bulunmadığı sorulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması" nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2019/212 Esas, 2019/1804 Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Merzifon 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2020 tarihli ve 2019/308 Esas, 2020/208 Karar sayılı kararının hırsızlık suçu yönünden hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla