İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/16553 Karar: 2025/18626 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/16553 K.2025/18626

2. Ceza Dairesi 2023/16553 E. , 2025/18626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2202 E., 2022/1464 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/16553 E. , 2025/18626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2202 E., 2022/1464 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verile

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/16553 E. , 2025/18626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2202 E., 2022/1464 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın hırsızlık kastı ile hareket etmediğine, sonradan meydana gelen olay sebebiyle ise katılan ile anlaşma sağladığına, hatta bunun için telefonu da rehin bıraktığına, etkin pişmanlık iradesini gösterdiği hâlde sanık hakkında TCK’nın 168. maddesine göre uygulama yapılmadığına, tamamlanmış olan suçun gündüz vaktinde işlenmesi sebebiyle TCK'nın 143. maddesinin uygulanmasına karar verilemeyeceğine, ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesine göre, bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı kişinin zilyetliğindeki malların değişik zamanlarda çalınması hâlinde zincirleme suç hükümleri uygulanacak ve anılan maddeye göre uygulama yapılması durumunda "zincirleme suça esas olan eylemlerin gece vakti işlenip işlenmediği, suça konu değerlerin azlığı-çokluğu, eylemlerin teşebbüs aşamasında kalıp kalmadığı, iade ve tazminin zamanı, tam ya da kısmî olup olmadığı, kısmî iadeye rıza gösterilip gösterilmediği, eylemlerin işlendiği sırada yaş küçüklüğünün söz konusu olup olmadığı" gibi hususlar sonuç cezayı etkileyecektir. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması durumunda, cezanın nasıl belirlenmesi gerektiği; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.05.2013 tarihli ve 2012/13-1543 Esas, 2013/257 Karar sayılı kararında,"Bir suçun zincirleme biçiminde işlendiğinin kabulü hâlinde, faile her bir suç için ayrı ayrı ceza verilmeyecek, tek bir ceza verilip bu ceza üzerinden TCK'nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılacaktır. Failin işlediği suçlar aynı nitelikte ise, örneğin her biri suçun basit veya nitelikli hâli ise burada ceza bu basit veye nitelikli hâl üzerinden belirlenecektir. Failin işlediği suçlardan bir kısmı suçun basit bir kısmı da nitelikli hâli ise, nitelikli hâl daha fazla ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza bunun üzerinden belirlenmeli, ancak nitelikli hâl suçun basit şekline göre daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl ise ceza suçun basit şekli üzerinden belirlenmelidir. Suçlardan birinin tamamlanmış diğerinin teşebbüs aşamasında kalması durumunda, şayet suçlar aynı nitelikte ise, örneğin ikisi de suçun basit şekli ise tamamlanmış suçtan hüküm kurulmalıdır. Tamamlanmış olan eylem suçun basit hâlini, teşebbüs aşamasında kalmış eylem ise suçun nitelikli hâlini oluşturuyorsa, bu durumda her bir suç için ayrı ayrı uygulama yapılarak sonucuna göre hangi suç daha ağır cezayı gerektiriyorise o suç üzerinden zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Bununla birlikte zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilecek ceza,teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olmamalıdır." şeklinde açıklanmış, Keza, zincirleme suçlardan biri hakkında açılan kamu davası sonucunda zincirleme suç hükümleri uygulanmadan hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş ise, henüz sonuca bağlanmayan zincirleme suça tâbi diğer suç hakkında nasıl hüküm kurulması gerektiği hususu ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/10-847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararında, "Zincirleme suça dâhil olan suçlardan biri hakkında beraat kararı verilmiş ya da zamanaşımı, genel af, şikâyetten vazgeçme gibi ceza ilişkisini ortadan kaldıran bir sebebe dayalı olarak hüküm kurulmuşsa artık o suç bakımından zincirleme suç ilişkisi kalkacağından henüz sonuca bağlanmayan suçla ilgili kesinleşen hükme konu fiil gözetilmeksizin bağımsız hüküm kurulmalıdır. Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan bu durum gözetilmeksizin mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmalı, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmeli, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin ceza belirlenmelidir." şeklinde açıklanmıştır. Bu açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gereken somut olayda; sanığın 12.10.2020 tarihinde gündüz vakti saat 18.53 sıralarında suça konu mağazadan toplam değeri 1.200 TL olan 3 adet ütü çaldığı, bilahare 14.10.2020 tarihinde gece sayılan saat 19.50 sıralarında yine aynı yerden hırsızlık yapmak isterken yakalandığı ve eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla, tamamlanmış ilk eylemin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesi, ikinci eylemin ise aynı Kanun'un 142/2-h, 143, 35. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu nazara alındığında, Zincirleme suç kapsamındaki her bir eylemle ilgili olarak 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi çerçevesinde; önce temel ceza tayini, ardından artırım ve indirim sebepleri ayrı ayrı uygulanarak bulunacak sonuçların karşılaştırılması suretiyle daha ağır cezanın belirlenmesi ve buna göre daha ağır cezayı gerektiren suç için tayin olunacak cezadan aynı Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılması, ancak bu cezanın teselsülü oluşturan her bir suçun müstakil olarak belirlenen cezalarından az, toplamlarından ise fazla olamayacağının dikkate alınması suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, tamamlanmış gece vakti nitelikli hırsızlıktan uygulama yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Eskişehir 6. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla