Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/16718 E. , 2025/20866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/30 E., 2022/1460 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/16718 E. , 2025/20866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/30 E., 2022/1460 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerinin, "Sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine, mahkûmiyetine yeterli hiçbir delil bulunmadığına, sanığın üzerine atılı suçu ikrar etmiş ise de başka olayla karıştırdığına, zararı gidermek istediğine, ancak cezaevinde olduğu için gideremediğine, hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin ve lehine olan tüm hükümlerin uygulanmamış olmasının usûl ve yasaya aykırı olduğuna" sanık ... ve müdafiinin temyiz istemlerininin, "eksik inceleme sonucu karar verildiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanık üzerine atılı suçu ikrar etmiş ise ikrarın yan deliller ile desteklenmediğine, sanığın lehine olan hükümlerin uygulanmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.01.2019 tarihli ve 2018/156 Esas, 2019/4 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/1499 Esas, 2020/2248 Karar sayılı kararı ile "Sanıklar hakkında nitelikli hırsızlık suçu ve bağlantılı suçlar olan mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlâl etme suçlarından TCK'nın 142/2-h, 143, 35/1, 116/2-4, 119/1-c, 151/1, 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları talebi ile kamu davası açılmış ve sanıkların bu suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 23.09.20 20... /1421 Esas, 2020/9249 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesinde yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen TCK'nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanıklara kendilerine müdafii seçmeleri konusunda süre verilmesi, müdafii seçebilecek durumda değiller ise zorunlu müdafii atanması gerektiği ancak İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilmeden, yargılamaya devamla her iki sanığın savunmalarının müdafii bulunmaksızın alınarak hırsızlık ve bağlantılı suçlar hakkında hüküm kurulmak suretiyle aynı Kanun'un 188/1. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmakla sanıkların müdafileri olmaksızın savunmaları alınarak 5271 sayılı CMK'nın 289/1-e maddesine aykırı davranılması, Kabule göre de; Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Aşkale Asliye Ceza Mahkemesini 02.12.20 14... /53 Esas, 2014/168 Karar sayılı ilâmında 4733 sayılı Yasa'ya muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün UYAP kayıtlarına göre aynı mahkemenin 17.04.2020 tarihli ek kararı ile yeniden ele alındığı ve infazının durdurulduğu, sanığa suça konu gümrüklenmiş eşyanın tespit edilen değerinin iki katını ödemesi için 90 gün süre verildiği ancak UYAP kayıtlarında dosyanın ileri ki safahatlarının ve mevcut durumunun görülemediği anlaşılmakla; mahal mahkemesinden tekerrüre esas alınan dosyanın akibetinin sorularak sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun tayinin gerektiği"nden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zorunlu müdafiliğe ilişkin bozma nedeninin de hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 26.11.2020 tarihli ve 2020/1499 Esas, 2020/2248 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Ürgüp Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2021 tarihli ve 2021/26 Esas, 2021/410 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.