Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/16842 E. , 2025/19900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi EK KARAR TARİHİ : 07.07.2022 SAYISI : 2022/869 E., 2022/1367 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesin
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/16842 E. , 2025/19900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi EK KARAR TARİHİ : 07.07.2022 SAYISI : 2022/869 E., 2022/1367 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı belirlenmekle ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, sanığın, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin, hükmün ''kesin nitelikte olduğundan bahisle" reddine ilişkin 07.07.2022 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafinin temyiz isteminin, suça konu eşyaların bina içinde ancak özel bir koruma altında bulunmadığına, suça konu eşyaların sanığın hakimiyetine girmediğine, TCK'nın 145. maddesinin uygulanması gerektiğine, sanığa zararı giderme imkanı tanınmadığına, soyut ifadelerle alt sınırdan uzaklaşıldığına; sanığın temyiz isteminin, cezanın ağırlaştırılmasının hukuka aykırı olduğuna, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına, zararın giderildiğine, TCK'nın 1 45... .maddelerinin uygulanması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Lüleburgaz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2021 tarihli ve 2020/241 Esas, 2021/35 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık, müdafii ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.06.2021 tarihli ve 2021/571 Esas, 2021/1588 Karar sayılı kararı ile “Somut dava dosyasında ilk derece mahkemesince işbu belgelerden soruşturma evresinde kolluk tarafından tanzim olunan 07/07/2020 tarihli cd çözüm tutanağının, 08/07/2020 tarihli teslim tesellüm tutanağının, 07/07/2020 tarihli değer tespit tutanağının, 07/07/2020 tarihli yakalama tutanağının, 07/07/2020 tarihli olay yakalama ve muhafaza altına alma tutanağının, olay yeri inceleme raporunun ve ekindeki bulgu delil listesinin her birinin son hükmün kurulmasında esasa müessir belge oldukları ve soruşturma evresinde toplanan bu delillerin ancak kovuşturma evresine getirilerek kovuşturmada okunmak ve kamu davası taraflarına tartıştırılmak suretiyle hüküm kurulmasına esas alınabilecekleri, ilk derece mahkemesince ise bu belgelerin duruşmada okunmadığı ve taraflara tartıştırılmadığı, Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanığın savunması alındığı duruşmada "Sanığa dosyada mevcut belgeler, tutanaklar, yokluğunda alınan beyanlar, nüfus ve sabıka kaydı okundu" şeklinde soyut mahiyette belge ve tutanak okuma işlemi yapıldığı zapta geçmiş ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28/06/2011 gün ve 2011/1-130 esas ve 2011/149 karar sayılı ilamında; “...Somut olayda, sanıklar ve müdafilerinin hazır bulundukları duruşmada, “iddianame ve ekleri ile hazırlıktaki tutanaklar ve dosya içeriği okundu” biçimindeki, duruşma tutanaklarına yansıyan soyut ifadelerin, yerel mahkemece hükme esas alınan ölü muayene ve otopsi tutanağının da okunduğu anlamına gelmeyeceği açıktır. Ölü muayene ve otopsi tutanaklarının duruşmada açıkça okunmamasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, bu halin ise 1412 sayılı CYUY’nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308/8. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerindendir..." Denilmiş olmasına göre, bu tutanakların isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunmadan "Sanığa dosyada mevcut belgeler, tutanaklar, yokluğunda alınan beyanlar, nüfus ve sabıka kaydı okundu" biçimindeki duruşma zaptına geçmiş soyut ifadelerin ilk derece mahkemesince beraat hükmüne esas alınan mezkur tutanakların okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği gibi savunma hakkı elde edilerek elde edilmiş deliller oldukları..'' ve '' ..eylemin teşebbüs aşamasını geçip tamamlandığının kabulü yerine, teşebbüs aşamasında kabul olunup sanık hakkında eksik ceza tayin edilmiş olması..'' gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011/1-130 Esas, 2011/149 Karar sayılı kararında da hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamasının sanığın savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının delilleri hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil hâline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik olan bozma nedeninin CMK’nın 289/1-(i) maddesi kapsamında değil, 289/1-(h) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 08.06.2021 tarihli ve 2021/571 Esas, 2021/1588 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Lüleburgaz 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2021/321 Esas, 2021/411 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.