İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/18463 Karar: 2024/8059 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/18463 K.2024/8059

2. Ceza Dairesi 2023/18463 E. , 2024/8059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi KANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2023 tarih

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/18463 E. , 2024/8059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi KANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2023 tarih

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/18463 E. , 2024/8059 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi KANUN YARARINA BOZMAYOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/42777 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Bolu Cumhuriyet Başsavcılığının 01/11/2022 tarihli fezlekesinde " ... sanığın bağışık tutulmasına karar verilmeden ve duruşmada veya SEGBİS sisteminde hazır bulundurulmadan yokluğunda karar duruşmasının yapıldığı, bu durumun sanığın savunma hâkkının kısıtlamasından öte olarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 289/1-e maddesindeki duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılamayacağı emrine aykırılık teşkil ettiği ... " gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunmuş ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 07/10/2021 tarihli ve 2021/21055 esas, 2021/15265 karar sayılı ilâmında yer alan, " ... Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, ayrıntıları 02/04/2019 tarih, 2018/13-457 esas ve 2019/272 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2019 yılından itibaren istikrarlı bir biçimde verdiği bütün kararları uyarınca; serbest olarak savunması alındıktan sonra başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevine alınan ve savunmasının alınması esnasında ya da kovuşturma evresinde duruşmalardan bağışık tutulma konusunda bir beyanı ya da dilekçesi bulunmayan sanığın hükmün verildiği son oturumda hazır bulundurulmaması, CMK’nın 193/1 ve 196/5. maddelerine aykırı olarak savunma hâkkının kısıtlanması olup, aynı Kanun’un 289/1-h. maddesi uyarınca (istinaf öncesi temyiz bakımından ise; CMUK m. 308/1-8) hukuka kesin aykırılık hâlidir. İlk derece mahkemelerinde devam eden yargılamalarda, bu lâzimeye uyulmadan mahkûmiyet kararı verilmesi, temyiz başvurusunda belirtilmese dahi, re’sen dikkate alınması gereken bir bozma sebebidir ... Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 05.02.2021 günlü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 16/10/2020 gün, 2018/4 esas ve 2020/2 karar ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/06/2021 gün, 2021/21-297 esas ve sayılı kararlarında belirtildiği üzere, kanun hükmünde olan içtihadı birleştirme kararlarının (dahi) kesinleşmiş kararlar hakkında uygulanamayacağı, diğer bir ifadeyle geçmişe yürütülemeyeceği kabul edilmiştir ... Tutuksuz yargılanan ya da savunması alındıktan sonra serbest kalan ve sonradan başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olup duruşmalardan bağışık tutulma yönünde aşamalarda beyan veya talebi de bulunmayan sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun konuyla ilgili olarak görece yeni içtihatları gerekçesi ile savunma hakkının kısıtlandığından bahisle,..kanun yararına bozma isteminin REDDİNE ..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda sanığın 23/09/2013 tarihli Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinde talimat ile alınan savunmasına duruşmadan vareste tutulmak istediğini beyan etmesinin yanında kaldı ki, anılan Mahkeme kararının Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, ayrıntıları 02/04/2019 tarih, 2018/13-457 esas ve 2019/272 karar sayılı kararından önce olduğu gözetilerek, UYAP sisteminde yapılan incelemede başka suçtan ... E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan sanığın hükmün verildiği son oturumda hazır bulundurulmamasının savunma hâkkının kısıtlanmasına neden olmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, 1-Sanık hakkında düzenlenen iddianamede, katılan ...'e yönelik hırsızlık suçu bakımından sevk maddesi olarak belirtilmediği halde, ek savunma hakkı verilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 143/1. maddesi ile artırım yapılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 226. maddesine aykırı davranılması, 2-Sanığın konut dokunulmazlığını ihlal suçunu birden fazla kişiyle birlikte gerçekleştirdiğinin kabulü karşısında, sanığa ek savunma hakkı tanınarak hakkında TCK'nın 119/1-c. maddesinin uygulanması gerekeceğinin değerlendirilmemesinde, 3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/2. maddesinde yer alan "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz." şeklindeki ve aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan, "Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz." şeklindeki düzenlemeler karşısında, anılan maddenin 1-c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hâk yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, 4-Katılan ... ... yönelik eylemin gece vakti gerçekleştiğinin anlaşıldığı ve mahkemece de eylemin gece vakti gerçekleştiği kabul edilerek hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 143. maddesi uygulandığı hâlde, konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümde atılı suçun gece vakti işlenmesinden dolayı aynı Kanun’un 116/4. maddesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE - KARAR Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 08.05.2017 tarihli ve 2015/21174 Esas, 2017/5535 Karar sayılı ilâmı ile, sanık ... hakkında Yerel Mahkemece hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen 11.03.2014 tarihli mahkûmiyet hükümlerinin temyiz istemi üzerine, temyiz isteminin reddine dair karar verilmiş olması nedeniyle, öncelikle bu kararın kaldırılmasına yönelik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesine göre itiraz yasa yoluna başvurulup başvurulmayacağı hususunun değerlendirilmesinin mümkün görüldüğü belirlenerek yapılan incelemede; Yokluğunda verilen kararın 11.03.2014 tarihinde cezaevindeki sanığa 14.04.2014 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın 21.02.2017 tarihli dilekçesinde ise, eski hâle getirme ve temyiz isteminde bulunduğu; sanığa gerekçeli karar tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriğinin okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, ancak cezaevi idaresince sanık hakkında düzenlenen 14.04.2014 tarihli tebliğ-tebellüğ belgesi içeriğine göre, gerekçeli kararın sanığa okumak/almak suretiyle tebliğ edildiği, bu işlemlerin 5271 sayılı Kanun’un 35/3. maddesinde öngörülen usûle uygun olmaması ve ayrıca tebliğ edilen hükmün yasa yolu bildiriminde aynı Kanun’un 263. maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi” nedeniyle tebliğ işlemi usûlsüz olduğundan hükmün usûlüne uygun kesinleşmediği belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.03.2014 tarihli kararının sanık ...'ye tebliğ edilip, (sanığın cezaevinde olması hâlinde, cezaevindeki sanığa 5271 sayılı Kanun’un 263. ve 35. maddelerine göre tebliği, aksi hâlde son ifadesinde bildirdiği son bilinen adresine kararın tebliği, bu adrese de tebliğ yapılamaması hâlinde güncel MERNİS adresine tebliğ yapılmak suretiyle) usûlüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, Bolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 11.03.2014 tarihli ve 2013/394 Esas, 2014/187 Karar sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla