Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/19816 E. , 2026/566 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2033 E. 2022/2483 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 16.03.2019 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince ver
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/19816 E. , 2026/566 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/2033 E. 2022/2483 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 16.03.2019 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, cezalandırmaya yeterli delilin mevcut olmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.06.2019 tarihli ve 2019/332 Esas, 2019/549 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/4034 Esas, 2019/2081 Karar sayılı kararı ile “...Katılan ...'ın 30.05.2019 tarihli 2 No.lu celsedeki beyanında, yan binanın çatısından ön balkon aracılığıyla evine girilmek suretiyle, mutfaktaki raf üzerinde bulunan arabanın anahtarı ile bir kaç takı eşyası ve bozuk paraların alındığını, evin önünde park hâlinde duran arabanın alınan anahtarı ile çalıştırılarak çalındığını, evine girip arabasının anahtarı ile arabasını ve diğer eşyalarını çalan kişilerden şikâyetçi olduğunu beyan etmiş bulunması karşısında; sanığın eyleminin TCK'nın 142/2-h maddesini de ihlâl etme niteliğinde bulunduğu, bu durumda sanığa bu maddeden de CMK'nın 226. maddesi gereğince ek savunma verilerek, sanığın TCK'nın 142/2-d, h maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması, katılan beyanında hırsızlık eylemini gerçekleştiren kişilerin sanığın yanında suça sürüklenen çocuk ... ile ... lakaplı ... olduğunu da tespit ettiklerini ve bunu da daha önce polislere bildirdiklerini beyan ettiğinden, katılanın beyanında geçen ... lakaplı ...'in kim olduğunun araştırılarak, gerçek kimlik bilgilerinin tespiti ile gerektiğinde bu kişi hakkında da dava açılmasının sağlanıp, aralarındaki fiili ve hukuki irtibat sebebiyle, davaların birleştirilmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi, dava açılması halinde katılan ile ... arasında yüzleştirme yapılması gerektiğinin değerlendirilmemiş bulunması, ... lakaplı ... hakkında müsnet suçtan dava var ise akıbetinin araştırılmamış bulunması, hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinleşen ve iddianamede de bahsi geçen ve suça sürüklenen çocuğun sorguda da beyan ettiği ... lakaplı ... isimli kişinin gerçek kimlik bilgilerinin tespiti ile kim olduğunun araştırılarak, gerçek kimlik bilgilerinin tespiti halinde gerektiğinde bu kişi hakkında da dava açılmasının sağlanıp, aralarındaki fiili ve hukuki irtibat sebebiyle, davaların birleştirilmesi ve delillerin birlikte değerlendirilmesi, dava açılması halinde suça sürüklenen çocukla bu kişi arasında yüzleştirme yapılması gerektiğinin değerlendirilmemiş bulunması, ... lakaplı ... hakkında müsnet suçtan dava var ise akıbetinin araştırılmamış bulunması, sanık ...'ın müsnet suçlamayı kabul etmemesi ve görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığı yönündeki savunması nazara alınarak, kamera görüntülerine göre, sanığın olay yerinde yer alan şahıslardan olup olmadığı hususunda tereddüte mahal bırakmayacak şekilde uzman bilirkişi raporu alındıktan sonra kanıtların bir bütün halinde değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, 19.03.2019 tarihli tutanakta, suça konu aracın üzerinde hırsızlık malı 16... sayılı plakanın bulunduğu ve plakanın sahibinin şirket sahibi ... olduğunun belirtilmesi sebebiyle, bu plaka hırsızlığından dolayı dava açılıp açılmadığının araştırılması, açılmış ise, buna ilişkin belgelerin dosyanın içerisine konulmamış bulunması, sanığın savunmasında suça sürüklenen çocuk ... ile aralarında husumet bulunması olduğu nazara alınarak, UYAP kayıtlarında sanıkla suça sürüklenen çocuk hakkında derdest veya sonuçlanmış dava bulunup bulunmadığının araştırılmamış bulunması, var ise buna ilişkin belgelerin dosya içerisine konulmamış bulunması, hukuka aykırı bulunmakla,...” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/4034 Esas, 2019/2081 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bursa 24. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2021 tarihli ve 2019/863 Esas, 2021/319 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.