KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2023/20993 E., 2024/3482 K.·Kanunyararına Bozma Suça Sürüklenen İnceleme Konusu Kanun Yararına Bozma
- Karar tarihi
- 4 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Çocuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/179 E., 2018/20 K.
- Şikâyetçiler
- ..., ..., ...
- Çocuk
- ...
- Suçlar
- Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
- Kararlar
- Mahkûmiyet
- Yoluna başvuran
- Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma·3 bölüm
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve KYB-2023/60927 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olayla ilgili olarak Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/107 esas, 2020/4361 karar sayılı ilamıyla,"...28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3 ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıklar G. T. ve Z.
M.’e zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanunun 188/1 ve 289/1-e maddesine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması...bozulmasına...” şeklinde belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında yer alan, “(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, kayden 04/07/1999 doğumlu olup, suçun işlendiği 22/04/2017 tarihinde 18 yaşından küçük, savunmasının alındığı 19/10/2017 tarihinde 18 yaşından büyük sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/3. maddesi uyarınca, sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
15.06.1949 tarihli, 1948/4 Esas - 1949/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararında “tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstekar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar hakkında karar tahsisi yoluna gidilemeyeceği” şeklinde yer alan hüküm uyarınca içtihat değişikliklerinin kesinleşmiş kararlarda geriye yürümeyeceği ilkesi nedeniyle suça sürüklenen çocuğa hırsızlık suçunun alt sınırı nedeniyle zorunlu müdafii atanmaksızın da hüküm kurulabileceği; ancak 19.10.2017 tarihli duruşmada suça sürüklenen çocuğun haklarının hatırlatılması üzerine,
savunma hakkını baro tarafından atanan müdafii ile birlikte kullanmak istediğini beyan etmesi ve aynı celse suça sürüklenen çocuğun savunmasının müdafi görevlendirilmeksizin alınması ve devamında 17.01.2018 tarihli karar ile mahkûmiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2023/20993, K. 2024/3482, 4 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama