İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/21036 Karar: 2024/4035 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/21036 K.2024/4035

2. Ceza Dairesi 2023/21036 E. , 2024/4035 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/935 D.İş HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara yönelik itirazın r

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/21036 E. , 2024/4035 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/935 D.İş HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara yönelik itirazın r

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/21036 E. , 2024/4035 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/935 D.İş HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karara yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58393 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, Serik 1. İcra Müdürlüğünün, 2013/2033 sayılı icra dosyasının kesinleşmesi üzerine yapılan haciz işlemlerinde, borçluya ait haczedilen malların yed-i emin olarak sanığa teslim edildiği, ancak sanığın satış günü hacizli malları hazır etmemesi üzerine muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan hakkında verilen Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/09/2019 tarihli ve 2018/635 esas, 2019/249 sayılı mahkûmiyet kararının, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 13/11/2019 tarihli ve 2019/1323 esas, 2019/1978 sayılı kararıyla istinaf başvrusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiş ise de, Serik 1. İcra Müdürlüğünün 2013/2033 sayılı dosyasında borçlu konumundaki ... tarafından, incelemeye konu dosyanın katılanı ve icra dosyasında alacaklı konumunda olan ... aleyhine bahse konu icra takibine yönelik, borçlu olmadığının tespiti talebiyle Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/41 esasına kayden açılan menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonucunda, anılan mahkemenin davanın reddine dair 26/02/2020 tarihli ve 2020/143 sayılı kararının istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 10/11/2021 tarihli ve 2020/1362 esas, 2021/1956 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine kesin olarak karar verildiği, İnceleme konusu dosyada, menfi tespit davasına ilişkin istinaf ilâmı sunulmak suretiyle yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Serik 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararına itiraz üzerine, mercii Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiş ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05/02/2019 tarihli ve 2017/10607 esas, 2019/1427 sayılı kararında "...bulunan icra görevlilerinin beyanları alınarak açıklığa kavuşturulması ve borçlu tarafından açılan Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/742 esas sayılı dosyasından görülen menfi tespit davası ile müştekinin icra memurları ve alacaklı vekili hakkındaki şikayeti nedeniyle soruşturma sırasında tefrik kararı verilen dosyanın akıbeti araştırıldıktan sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması" denilmek suretiyle bu durumun sonuca doğrudan etkili olduğu hususunun vurgulandığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311/1-e maddesinde yer alan " Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." şeklindeki düzenleme uyarınca, haksızlığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olan icra takibinde, kesinleşen mahkûmiyet hükmünden sonra ortaya çıkan bu durumun, haczedilen malların muhafazası ile ilgili olarak suçun subutunda hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıracağı ve yargılamanın yenilenmesi sebebi olabileceği nazara alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verildikten sonra sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinde belirtildiği üzere, kesinleşen bir hükümle sonuçlanan davanın, yargılamanın yenilenmesi yolu ile hükümlü lehine yeniden görülebilmesi için; a- Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliğinin anlaşılması, b- Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması veya görüş bildirmesi, c- Kararı veren hâkimlerden birinin görevini yaparken kusurlu davranması, d- Kararın dayandığı hukuk mahkemesi kararının kesinleşmiş bir kararla bozulması, e- Hükümlünün beraatini veya daha hafif bir suçtan cezalandırılmasını gerektirecek yeni delil ve olayların ortaya çıkması, f- Hükmün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir. Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukukî niteliği itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnaî ve sınırlı olarak sayılan hâllerin gerçekleşmesi hâlinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır. Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adlî hatanın yapılmış olması gereklidir. Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması"na ilişkin yenileme nedeni 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" şeklinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Dosya kapsamına göre; Serik 1. İcra Müdürlüğünün 2013/2033 sayılı dosyasında borçlu konumundaki sanığın eşi ... tarafından, katılan ... aleyhine bahse konu icra takibine yönelik, borçlu olmadığının tespiti talebiyle açılan menfi tespit davası sonucunda, Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.02.2020 tarihli ve 2014/41 Esas, 2020/143 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarihli ve 2020/1362 Esas, 2021/1956 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan kabulüne, davanın reddi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü ile davacı olan ...'in davalı olan ...'a borçlu olmadığının tespitine kesin olarak karar verildiğinin anlaşılması karşısında, kesinleşen mahkûmiyet hükmünden sonra verilen bu kararın 5271 sayılı Kanun’un 311/1-e maddesinde yer alan "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." şeklindeki düzenleme gereğince, yargılamanın yenilenmesi sebebi olacağı, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilip sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği, bu itibarla itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli ve 2022/935 Değişik İş sayılı verilmekle kesin nitelikte bulunan kararının 5271 sayılı Kanun’un 3. fıkrası uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dava dosyasının itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla