İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/23273 Karar: 2025/24667 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/23273 K.2025/24667

2. Ceza Dairesi 2023/23273 E. , 2025/24667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/589 E., 2023/341 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üze

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/23273 E. , 2025/24667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/589 E., 2023/341 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üze

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/23273 E. , 2025/24667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/589 E., 2023/341 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "dosya içeriğindeki delillerin mahkûmiyet hükmünü gerektirecek yeterli inanç ve kanaat oluşturmaya elverişli olmadığına, sanığın suç işleme kastı bulunmadığına, sanığın bahsi geçen eşyaları inşaatta yapılan tadilattan kalan malzemeler olduğunu, atılmış olduğunu ve sahibi olmadığını düşünerek aldığına, sanığın iddia olunduğu gibi mağdurun konutuna ya da konut eklentisine girmediğine, sanığın jandarmadan ve bekçiden dolayı paniklemesinin sebebinin o dönemde uygulanan sokağa çıkma yasakları olduğuna, mağdurun herhangi bir zararı olmayıp sanıktan da şikâyetçi olmadığına, suçlamaları kabul anlamında olmamak kaydıyla bir an için sanığın hırsızlık yaptığı düşünülse dahi suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, esas hakkındaki mütalaada mevcut delillerden bahsedilmediğine ve delillerin tartışılmadığına, yargılamaya konu olayın gece vakti gerçekleştiği iddiasının kabul edilemeyeceğine, mağdurun bodrum katını kilitlemediğini beyan etmiş olup bodrum katının dağınık bir şekilde bulunmasının sanığın bodrum katına girdiği iddiasını doğrulamak için yeterli olmadığına, sanığın bodrum katına girdiğini gören bir tanık ya da kamera kaydı bulunmadığına, her türlü şüpheden uzak, kesin bir delil bulunmamasına karşın sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinin hukuka uygun olmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Silivri 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2021 tarihli ve 2020/169 Esas, 2021/143 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2021/2689 Esas, 2022/1628 Karar sayılı kararı ile "TCK'nın 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenleme bulan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa savunmaları sırasında avukatı hazır bulunmadığı takdirde zorunlu müdafii atanması gerektiği anlaşılmakla; sanığın savunmalarının alınması sırasında müdafisi bulundurulmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 188/1 maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlandığı nazara alındığında CMK'nın 289/1-e, 280/1-e maddelerine muhalefet edildiği anlaşıldığından, ve konut dokunulmazlığının ihlali suçunun da sanığın yeniden alınacak savunmasından sonra değerlendirilmesinde zorunluluk görüldüğü"nden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 15.06.2022 tarihli ve 2021/2689 Esas, 2022/1628 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Silivri 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2022 tarihli ve 2022/308 Esas, 2022/496 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla