Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/25234 E. , 2024/10022 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsav
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/25234 E. , 2024/10022 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 27.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94018 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki alacaklı ... İthalat İhracat San. ve Tic. A.Ş. isimli firma tarafından borçlu ... hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2016/16765 esasına kayden başlatılan icra takibi kapsamında, 08/02/2017 tarihinde borçlunun Rize'de bulunan adresinde haciz işlemi uygulanan taşınır malların şüpheliye yediemin sıfatıyla teslim edilmesini takiben, 09/062021 tarihinde mahcuz malların yerinde olup olmadığının kontrolü için gelindiğinde şüpheliye yediemin olarak teslim edilen malların yerinde bulunmadığının tespit edilmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, Rize Cumhuriyet Başsavcılığınca, suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 106. maddesi gereğince haczedilen menkul malların 6 ay içerisinde satışının istenmemesi halinde haciz işleminin hukuki sonuçlarının ortadan kalkacağı ve atılı suçun da oluşmayacağı, anılan icra dosyasında 08/02/2017 tarihinde bir kısım menkul malın haczedilerek şüpheliye yediemin olarak teslim edildiği, ancak 6 aylık satış isteme süresi geçtikten sonra 16/10/2017 tarihinde satış talebinde bulunulduğu, bu nedenle bahse konu haczin hukuki sonuçlarıyla ortadan kalktığı ve atılı suçun da yasal unsurları itibariyle oluşmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği nazara alındığında, Her ne kadar anılan düzenleme gereğince haciz tarihinden (08/02/2017) itibaren 6 aylık satış isteme süresi geçtikten sonra 16/10/2017 tarihinde satış talebinde bulunulduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 17/06/2020 tarihli ve 2020/4487 esas, 2020/5862 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 08/02/2017 tarihli haciz tutanağında istihkak iddiasının ileri sürülmesi karşısında, istihkak davasının derdest olduğu dönemde 2004 sayılı Kanun'un 97. maddesinin 8. fıkrası hükmü uyarınca satış isteme süresinin duracağı, anılan Kanun'un 108. maddesine göre haczi muvakkat olan alacaklının satış talebinde bulunamayacağı ve aynı Kanun'un 106. maddesindeki sürelerin cereyan etmeyeceği cihetle alacaklı vekilinin ilk satış talep ettiği 16/10/2017 tarihinde istihkak iddiası sonuçlanmadığından 6 aylık satış isteme süresinin de henüz başlamamış olduğu, bununla birlikte şüphelinin istihkak iddiasına ilişkin yapılan yargılama neticesinde İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 31/05/2018 tarihli ve 2018/453 esas, 2018/442 sayılı kararı ile istihkak iddiası yerinde görülmediğinden söz konusu takibin devamına karar verilmesini takiben, alacaklı vekilinin anılan İcra Müdürlüğü tarafından satış işlemlerine başlanmasını talep ettiği 12/08/2018 tarihli dilekçesinin 6 aylık satış isteme süresinde verildiği anlaşılmakla, mahcuz malların yerini söyleyemeyen şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli şüphe bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", aynı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Aynı Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Somut olayda, şikâyetçi ... İthalat İhracat San. ve Tic. A.Ş. isimli firma tarafından alacaklı sıfatıyla borçlu ... hakkında İzmir 17. İcra Müdürlüğünün 2016/16765 Esas sayılı dosyası üzerinden 08.02.2017 tarihinde borçlunun adresinde haciz işlemi uygulandığı ve taşınır malların şüpheliye yediemin sıfatıyla teslim edildiği, 09.06.2021 tarihinde hacizli malların yerinde olup olmadığının kontrolü için gelindiğinde şüpheliye yediemin olarak teslim edilen malların yerinde bulunmadığının tespit edildiği, şüpheli hakkında "suç tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 106. maddesi gereğince haczedilen menkul malların 6 ay içerisinde satışının istenmemesi halinde haciz işleminin hukuki sonuçlarının ortadan kalkacağı ve atılı suçun da oluşmayacağı, anılan icra dosyasında 08.02.2017 tarihinde bir kısım menkul malın haczedilerek şüpheliye yediemin olarak teslim edildiği, ancak 6 aylık satış isteme süresi geçtikten sonra 16.10.2017 tarihinde satış talebinde bulunulduğu, bu nedenle bahse konu haczin hukuki sonuçlarıyla ortadan kalktığı ve atılı suçun da yasal unsurları itibariyle oluşmadığı..."ndan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüpheliye yediemin olarak bırakılan eşyalar hakkındaki istihkak iddiasına ilişkin dava sonucunda, İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 31.05.2018 tarihli ve 2018/453 Esas, 2018/442 Karar sayılı kararı ile, istihkak iddiası yerinde görülmeyerek icra takibinin devamına karar verildiği, istihkak davasının derdest olduğu dönemde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 97/8. maddesi uyarınca satış isteme süresinin duracağı, 2004 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre haczi muvakkat olan alacaklının satış talebinde bulunamayacağı, alacaklı vekilinin ilk olarak satış talep ettiği 16.10.2017 tarihinde istihkak iddiası sonuçlanmadığından 6 aylık satış isteme süresinin de henüz başlamamış olduğu, bahse konu İcra Hukuk Mahkemesi kararından sonra, alacaklı vekilinin anılan İcra Müdürlüğü tarafından satış işlemlerine başlanmasını talep ettiği 12.08.2018 tarihli dilekçesinin 6 aylık satış isteme süresinde verildiği de dikkate alındığında, şüphelinin üzerine atılı suçla ilgili delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin ve kusurluluk durumunun mahkemesince takdir edilmesi ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Rize Sulh Ceza Hakimliğinden kesin olarak verilen 20.12.2021 tarihli ve 2021/3956 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.