İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/27795 Karar: 2026/3864 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/27795 K.2026/3864

2. Ceza Dairesi 2023/27795 E. , 2026/3864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ: Hırsızlık HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanu

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/27795 E. , 2026/3864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ: Hırsızlık HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanu

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/27795 E. , 2026/3864 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇ: Hırsızlık HÜKÜM: İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin "Suçun hırsızlık kastı ile gerçekleştirilmediğine, sanığın yanılgı ile eylemi gerçekleştirip kendi rızası ile polislere telefonu verdiğine, öncelikle beraatine aksi takdirde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2018 tarihli ve 2017/1084 Esas, 2018/376 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2018/1800 Esas, 2019/964 Karar sayılı kararı ile “1-Hüküm tarihinde başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığın duruşmadan vareste tutulma istemi bulunmadığı gibi bu konuda verilmiş bir kararda olmadığı nazara alınarak yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı davranılıp savunma hakkının kısıtlanması, 2-İddianamede 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h maddesinin uygulanması yönünde bir talep bulunmamasına karşın, ek savunma hakkı tanınmadan TCK’nın 142/2-h maddesi uygulanmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, 3-İşlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp-azalmadığı hususunda yöntemince raporla saptanması amacıyla sanığın önceki rapor ve tedavi evrakları dosya içerisine getirtilerek birlikte Adli Tıp Kurumuna sevk edilerek, hukuki durumunun belirlenmesi, 4- Yasal koşulları oluştuğu halde sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, 5- 5237 sayılı Kanun'un 53/1-b maddesinde belirtilen hak mahrumiyetlerinin uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı kararının dikkate alınmaması” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı davranılıp savunma hakkının kısıtlanması ve ek savunma verilmemesine ilişkin hukuka aykırılıkların, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 10.10.2019 tarihli ve 2018/1800 Esas, 2019/964 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.05.2022 tarihli ve 2019/1514 Esas, 2022/516 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla