İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/27914 Karar: 2024/8525 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/27914 K.2024/8525

2. Ceza Dairesi 2023/27914 E. , 2024/8525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuri

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/27914 E. , 2024/8525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuri

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/27914 E. , 2024/8525 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2020 tarihli ve KYB-2020/27534 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, suç tarihi 26/03/2005 olup, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 05/09/2012 tarihinde kesinleştiği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince, 05/09/2012 ile ikinci suçun işlendiği 16/06/2014 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin duracağı, sanığın lehine olan 765 sayılı Kanun'un 102/4 ve 104/2. madde ve bentleri gereğince olağanüstü zamanaşımı süresinin 7 yıl 6 ay olması dikkate alındığında, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına ilişkin İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesince kararın verildiği 13/11/2018 tarihi itibariyle bu sürenin ziyadesiyle geçtiği gözetilmeden, dava zamanaşımının dolması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Sanık hakkında hırsızlık suçundan Fatih (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesince 13.07.2007 tarihli ve 2005/1248 Esas, 2007/598 Karar sayılı karar ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 62, 522, 59 ve 647 sayılı Kanun'un 4. maddeleri gereğince 792,00 TL ağır para cezasının verildiği ve mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 31.03.2011 tarihli ve 2010/26025 Esas, 2011/4062 Karar sayılı ilâmı ile bozma kararı verildiği, bozma sonrası İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2012 tarihli ve 2011/313 Esas, 2012/222 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 05.09.2012 tarihinde kesinleşen bu karar bakımından denetim süresi içerisinde sanığın 16.06.2014 tarihinde suç işlediğinin ihbarı üzerine, İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/440 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 765 sayılı Kanun'un 491/ilk, 62, 522 ve 647 sayılı Kanun'un 4. maddeleri gereğince neticeten 792,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen cezanın temyiz edilmeksizin kesinleşmesinin ardından, sanık hakkında lehine olan 765 sayılı Kanun bakımından zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle ve düşme kararı verilmesi yönünde kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 17.09.2020 tarihli ve 2020/611 Esas, 2020/2848 Karar sayılı kararı ile özetle, "Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gönderme yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden, kabulü ile İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/147 esas, 2018/440 sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına" karar verildiği, bu karara yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesi gereğince dairenin düşme kararı vermesi doğrultusunda itiraz ettiği; ancak Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 19.11.2020 tarihli ve 2020/2810 Esas, 2020/4178 Karar sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun ise 25.04.2023 tarihli 2020/6-440 Esas, 2023/236 Karar sayılı kararı ile "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE ve Bozulmasına karar verilen hukuka aykırılığın giderilmesiyle ilgili olarak CMK’nın 309/4-d maddesindeki yetkiye istinaden karar verilmesi için dosyanın Yargıtay 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE" karar verildiği belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın suç tarihinde gündüz vaktinde Vakıf Gureba Hastanesinin (... Vakıf Hastanesi) bahçesinde bulunan hurda demirleri el arabasıyla çalıp götürmek istediği sırada otopark görevlisi tarafından yakalanması şeklindeki eyleminin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 491/ilk, 62 ve 522 maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b. maddesine uyduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dava zamanaşımı bakımından, 765 sayılı Kanun'un 491/ilk, 62 ve 522 maddelerindeki suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 102/4. maddesi gereğince tayin olunan 5 yıllık ve 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımı sürelerinin 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereğince tayin olunan dava zamanaşımı sürelerinden daha lehe olduğu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin 8. fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve maddenin 11. fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı, dosya kapsamına göre sanık bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 05.09.2012 tarihi itibariyle duran zamanaşımının 12.12.2017 tarihinde kesinleşen sonraki mahkûmiyete konu suçun işlendiği 16.06.2014 tarihinde yeniden işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede; Sanığa yüklenen ve eylemine uyan 765 sayılı Kanun'un 491/ilk, 62 ve 522. maddelerindeki suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 102/4. maddesinde belirtilen 5 yıllık dava zamanaşımı süresinin (hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle duran süre de eklendikten sonra) 13.07.2007 olan ilk mahkûmiyet tarihi ile 13.11.2018 olan ikinci mahkûmiyet tarihi arasında gerçekleşmiş olduğu ve bu süre içinde zamanaşımını kesen başka bir işlem de yapılmamış olduğundan gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/440 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendinin verdiği yetkiyle, sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan kamu davasının, aynı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın kaldırılmasına, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla