Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/10582 E. , 2025/6092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3296 E. 2024/155 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : İdari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemes
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/10582 E. , 2025/6092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3296 E. 2024/155 K. SUÇ : Karşılıksız Yararlanma HÜKÜM : İdari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, katılan vekilinin temyiz isteminin; köye ait bahse geçen su kullanımının abonelik esasına dayalı olduğu muhtarlığın suyu ücret karşılığında belediyeden satın aldığı bu nedenle istinaf kararında abonelik esasına tabi olmadığına ve eylemin kabahat olduğuna dair kabulün doğru olmadığı, bahse konu şirket tarafından tonlarca suyun kullanılması sebebiyle köyün zararı uğratıldığına ilişkin olduğu, sanık müdafiinin temyiz isteminin ise sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği, olay günü düzenlenen jandarma tutanağında herhangi bir kaçak tespit edilemediği, fiilin kabahat olarak değerlendirilmesinin hukuka uygun olduğu, söz konusu hattın bir olumsuzluk meydana gelmesi riskine karşı yedek hat olarak bulundurulduğu, bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu ve derhal beraat kararı verilmesi gereken hallerde düşme kararı verilemeyeceğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Suça konu iş yerinin deposuna köy şebeke suyundan yedek hat çekerek, sayaçtan geçirmeksizin su kullanılması eyleminin DSİ, YSE, İl Özel İdaresi vb kurumlarca yaptırılıp köyün su ihtiyacını gidermek amacı ile köy muhtarlığı, köy ihtiyar heyetine teslim edilmiş bir su olup olmadığı, bu şekilde temin edilmiş suyun köy sakinlerinin kullandığı binalara ayrı ayrı boru çekerek, kullanılan miktara bağlı olarak sayaçlı ve kullanılan miktar kadar ödeme mi, yine aynı şekilde ayrı ayrı hat çekilip herkesin standart bir miktarı ödemesi biçiminde bir uygulama sureti ile abonelik veya abonelik benzeri bir yöntem ile mi suyun kullanımının düzenlendiği, yoksa binalara dağıtım şeklinde değil de köyün belli yerlerine çeşme yapılarak buradan köy halkının istifadesi biçiminde mi olduğu gereğince araştırılıp, gerekir ise keşif yapılıp sonucuna göre sanığın eyleminin 7478 sayılı Köy İçme Suları Hakkında Kanun’un 16/2. maddesi kapsamında mı kalacağı, aynı Kanun’un 16/1. maddesi yollaması yoluyla TCK’nun 163/3. maddesinde düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu mu oluşturacağı, hususlarının açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre TCK’nun 163/3. maddesi kapsamında kaldığı kabul edildiği taktirde, Sanık hakkında; sayaç kullanmadan ara boru ile kaçak hat çekmek sureti ile su kullanıldığının tespiti karşısında, 15.03.2016 tarih, 2014/13-409 Esas ve 2016/124 Karar sayılı, 07.11.2017 tarih 2017/17-968 Esas ve 2017/460 Karar sayılı, 21.11.2017 tarih, 2017/13-387 Esas ve 2017/489 Karar sayılı, 13.12.2018 tarih, 2017/388 Esas ve 2018/36 Karar sayılı CGK kararlarında da belirtildiği gibi, suça konu gerçek kullanım miktarını belirlemek amacıyla; aynı yörede bulunan benzer kullanım yerlerine göre, ortalama çalışma saatlerine göre, bilirkişi raporu ile belirlendikten sonra; sayaç kullanmadan veya sayacın doğru ölçüm yapmasını engelleyecek nitelikte müdahale ile yada sayacı devre dışı bırakıp sayaçtan geçmeyecek şekilde doğrudan bağlantı yaparak kullanımlarda karşılıksız yararlanma kastıyla hareket ettiği açık olduğu için bilirkişi tespitinin gerçek kurum zararını göstereceği nazara alınıp; kurum zararının soruşturma aşamasında ödenmesi halinde TCK'nın 168/5. fıkrası gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerekli olduğu, bu konuda soruşturma aşamasında yapılması gerekip yapılmayan usuli işlemlerin kovuşturma aşamasında tamamlanması sebebiyle bilirkişi tarafından normal tarifeye göre hesaplanan vergili ve cezasız kurum zararının, varsa daha önce yapılan ödemeler kurumdan sorulup mahsup edildikten sonra kalan miktar belirlenip, verilecek makul sürede ödenmesi halinde etkin pişmanlıktan faydalanabileceği ve TCK’nun 168/5. ve CMK’nun 223/8. fıkraları uyarınca kovuşturma şartının sonuçları ile benzer sonuçlar doğurması nedeni ile düşme kararı verileceği ödenmediği takdirde yargılamaya devamla dosyadaki delillere göre hüküm kurulacağı tebliğ ve ihtar edilip yüze karşı ise talep etmesi halinde, tebligat yapılıyorsa makul bir süre verilerek sonucuna göre karşılıksız yararlanma suçundan hüküm kurulması gerektiği hâlde eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.