İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/11695 Karar: 2026/1149 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/11695 K.2026/1149

2. Ceza Dairesi 2024/11695 E. , 2026/1149 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2084 E., 2017/2172 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık ...'nın yokluğunda verilen 31.10.2017 tarihli kararın tebliği için adı geçenin b

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/11695 E. , 2026/1149 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2084 E., 2017/2172 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık ...'nın yokluğunda verilen 31.10.2017 tarihli kararın tebliği için adı geçenin b

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/11695 E. , 2026/1149 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2084 E., 2017/2172 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma Sanık ...'nın yokluğunda verilen 31.10.2017 tarihli kararın tebliği için adı geçenin bilinen en son adresi esas alınarak Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması gerektiği, somut olayda sanığın duruşmada bildirdiği adrese Tebligat Kanunu 21/1. maddesi gereği gönderilen davetiyenin bila tebliğ iade edildiği, son bildirdiği adrese Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapıldığı, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğin usulüne uygun olarak yapılabilmesi için daha önce aynı adrese kanunun gösterdiği usullere göre bir tebligat yapılmış olması ve sanığın adres kayıt sisteminde adresinin de bulunmamasının gerektiği, UYAP’tan yapılan incelemede sanığın MERNİS adresi olduğunun anlaşılması karşısında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan bu tebligat geçersiz olduğundan, sanık ...'un öğrenme üzerine yaptığı 14.01.2019 tarihli eski hâle getirme ve temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde 5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin, olayda diğer sanıklarla birlikte hareket etmediğine, olay yerini gösteren kameralar incelenip tespit edilerek hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre sanığın Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinden sonra 01.02.2022 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303/1-a. maddesinde düzenlenen yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, II. Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde 5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; sanığın müsnet suçu işlediğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, katılan ...'ın suça konu aracın maliki olup olmadığının kayden araştırılmadan, beyanına itibarla davaya katılmasına karar verilmesinin ve eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğuna, zararın giderilmesi ve aracın olaydan 3 gün sonra katılana iade edilmesi ile kapı kilitlerinin arızalı olması gözetilerek cezada indirim yapılması gerektiğine, TCK'nın 143. maddesindeki artırım oranının 1/3 yerine hatalı olarak 1/2 şeklinde uygulanmasının yasaya aykırı olduğuna, altı sınırdan ayrılarak ceza verilmesinin gerekçelendirilmediğine ilişkin olduğu; sanık ...'nın temyiz isteminin, hükmün yüzüne okunmadığına, ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun’un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen TCK’nın 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafii atanması ve müdafiinin huzurunda iddianame ve ekleri okunarak, tüm yasal hakları yeniden hatırlatılarak sanıkların esas hakkında savunmalarının alınması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilerek 5271 sayılı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin ve sanık ...'nın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca Konya (Kapatılan) 16. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Üç sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere karşı istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; sanıklardan birine 31.10.2017 tarihli kararın Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebliği, MERNİS adresi bulunduğu hâlde bu yola gidildiğinden geçersiz sayılmış ve öğrenme üzerine yapılan eski hâle getirme ile temyiz istemi süresinde kabul edilmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi sanıkları iki başlık altında ayrı ayrı incelemiştir.

Hukuki İlke: TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun cezasının alt sınırı, 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesiyle yapılan değişiklik sonrası 5 yıldan fazla olduğundan, CMK 150/3 uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve müdafi huzurunda esas hakkında savunmasının alınması gerekir (Yargıtay CGK 14.10.2021, 2021/35 E., 2021/473 K.); bu yapılmadan yargılamaya devam edilmesi CMK 188/1 ve 289/1-e-h maddelerine aykırı biçimde savunma hakkını kısıtlar. Ayrıca hüküm sonrası ölüm hâlinde kamu davasının TCK 64/1 ve CMK 223/8 uyarınca düşürülmesi zorunludur.

Uygulama Sonucu: Daire, BAM kararından sonra 01.02.2022'de öldüğü anlaşılan sanık yönünden hükmü bozup kamu davasını ölüm nedeniyle düşürmüş; diğer iki sanık yönünden ise zorunlu müdafi atanmadan savunma alınarak savunma haklarının kısıtlanması nedeniyle hükümleri diğer yönleri incelenmeksizin bozmuştur.

Dava Strateji Notu: Alt sınırı 5 yılı aşan nitelikli hırsızlık dosyalarında zorunlu müdafisiz alınan savunma başlı başına bozma nedenidir; müdafi dosyaya sonradan girse bile bu eksikliği temyizde mutlaka işlemelidir. Karar yoklukta verilmişse tebligatın usulüne de bakılmalıdır: MERNİS adresi varken Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ geçersizdir ve öğrenme üzerine eski hâle getirmeyle temyiz süresi yeniden kazanılabilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla