İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/13649 Karar: 2025/21155 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/13649 K.2025/21155

2. Ceza Dairesi 2024/13649 E. , 2025/21155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/614 E. 2024/2889 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında h

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/13649 E. , 2025/21155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/614 E. 2024/2889 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında h

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/13649 E. , 2025/21155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/614 E. 2024/2889 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan beraat hükümlerinin istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereğince 01.06.2024 tarihinden sonra verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 12.03.2024 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak 01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 15. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 231/12. maddesi uyarınca temyiz yoluna tabi olduğu, yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafiinin temyiz talebinin sanığın suça konu kapıyı bulduğu derenin İl Özel İdaresinin bulunduğu bölgede olmayıp tamamen dışarısında olduğu, kapının bataklık içinde atıl vaziyette bulunmakta olduğu, bu kapıyı hurda olması sebebi ile satma amacı ile almış oldukları, söz konusu tesisin sahipli olduğunu belli edecek bir tel örgü gibi bir sınırla belirlenmemesi ve raporda da belirtildiği gibi söz konusu yere herkesin kolayca girebileceği de düşünüldüğünde böylesi bir yerin ayırt etme gücüne sahip her vatandaşça terk edilmiş metruk bir bina olarak algılanacağı, tanığın aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu, sanığın hurda eşyayı aldığının belirli olduğu bu sebep ile sanığın olayda suç işleme kastı bulunmadığına yönelik olduğu, sanık ... müdafiinin temyiz talebinin, sanığın boşta duran demiri aldığı, fabrikanın içine girmedikleri, tanığın anlatımından dahi olay mahallinin atıl, sahipsiz bir şekilde kendi haline bırakıldığının anlaşıldığı, sanığın iddia olunan olayın içinde hırsızlık suçunun faili olduğunu gösteren herhangi bir somut, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak bir delilin bulunmadığına yönelik olduğu, suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz talebinin, diğer sanıkların olduğu gibi suça sürüklenen çocuğun da üstünde, transitte ve hatta olay mahallinde hırsızlık suçunda kullanıldığı bilinen herhangi bir suç aletine rastlanılmadığı, bu hususun bile suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlemediğini açıkça gözler önüne sermekte olduğu, iki sanığın da gerek savcılık safhasında gerekse ilk derece mahkemesinin ve istinaf mahkemesinin huzurunda benzer savunmalarda bulundukları, suça sürüklenen çocuğun iddia olunan olayın içinde hırsızlık suçunun faili olduğunu gösteren somut, kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak herhangi bir delilin bulunmadığı, tanığın anlatımından dahi olay mahallinin atıl, sahipsiz bir şekilde kendi hâline bırakıldığının anlaşıldığı ve TCK m.142/2-h hükmündeki koşullarla uyuşmadığı, hükme ve denetime elverişli bir bilirkişi raporunun da dosyada bulunmadığına yönelik olduğu belirlenerek anılan sebeplere göre yapılan incelemede; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki birbirine uygun beyanlarında atılı suçu ısrarlı şekilde kabul etmedikleri ve kapıları derede atıl vaziyette bulduklarını ifade ettikleri, üst aramalarında hırsızlıkta kullanılma ihtimali olan ve özellikle demir kesmeye yarayan herhangi bir suç aleti çıkmadığı, soruşturma ve kovuşturma aşamasında müşteki ve tanık olarak ifadesi alınan ...'nun ilk aşamadaki suçtan önceki gün arka taraftaki kapının yerinde olduğuna dair beyanından dönerek, suç tarihine yakın tarihte olay yerine gitmediğini ifade etmesi, ilk derece mahkemesince olaydan yaklaşık bir buçuk yıl sonra yapılan keşif sonrasında alınan bilirkişi raporunda kapıların sürüklendiği yer olarak gösterilen fotoğraflarda herhangi bir iz ve emare bulunmadığı gibi, bu sürükleme eyleminin kabulüne ve sürüklemenin sanıklar ve suça sürüklenen çocuk tarafından yapıldığına dair delillerin nelerden ibaret olduğunun karar yerinde tartışılmadığı, böylelikle suça konu kapıların söküldüğü iddiasına ilişkin dosya kapsamında net bir bilginin bulunmaması ve sanıklar ile suça sürüklenen çocuğun sabıkasız geçmişleri karşısında, suça konu kamyonet kasasında bulunan kapıları sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun iddia edildiği şekilde yerlerinden sökerek çaldıklarına dair, savunmalarının aksini gösterir her türlü şüpheden uzak, kesin ve mahkûmiyetlerine yeter delil bulunmaması nedeniyle sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun beraatlerine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek mahkûmiyet hükümleri kurulması, 2- Kabule göre de; Suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar gözetildiğinde, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğu kastlarını özgüleyerek hırsızlık suçunun konusunu oluşturan miktarın değer bakımından az olarak kabul edilemeyecek olması dikkate alındığında, sanıklar ve suça sürüklenen çocuğun cezasından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesi uyarınca indirim yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla