İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/14761 Karar: 2025/2261 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/14761 K.2025/2261

2. Ceza Dairesi 2024/14761 E. , 2025/2261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/659 E., 2023/338 K. SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret SUÇLARIN TARİHİ : 17.06.2012 I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101721 sayıl

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/14761 E. , 2025/2261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/659 E., 2023/338 K. SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret SUÇLARIN TARİHİ : 17.06.2012 I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101721 sayıl

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/14761 E. , 2025/2261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/659 E., 2023/338 K. SUÇLAR : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaret SUÇLARIN TARİHİ : 17.06.2012 I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2024 tarihli ve KYB-2024/101721 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, 1-Kayden 05/10/1994 doğumlu olan sanık hakkında, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının 03/10/2012 tarihli ve 2012/5218 soruşturma, 2012/3013 esas, 2012/1185 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, suç tarihinin ise iddianamede 17/06/2012 olarak gösterildiği anlaşılmakla, 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim uygulanmamasında, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2018 tarihli ve 2016/6-986 esas, 2018/554 karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri ile 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında, 3-5237 sayılı Kanun’un 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan sanık hakkında kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından hükmedilen hapis cezaları yönünden aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde, 4-Sanığın adli sicil kaydına göre, suç tarihi itibari ile hapis cezasına mahkumiyetinin bulunmadığı cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 50/3. maddesinde yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki düzenleme gereğince, kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından hükmedilen kısa süreli hapis cezalarının seçenek yaptırıma çevrilmesinin zorunlu olduğunun gözetilmemesinde, 5-Sanığın kamu görevlisine karşı hakaret suçuna yönelik eylemi yönünden, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-a maddesi gereğince alt sınırdan tayin edilecek cezanın alt sınırının 365 gün olduğu gözetilmeksizin, 360 gün olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayininde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sistemindebulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata,7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin bir ve sekizinci fıkraları ile 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen 08.11.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası gereğince “MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan ilişkin tebligatın usûlsüz olduğu anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle denetim süresinin başlamadığı, denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle inceleme konusu karar verilmiş ise de; bu kararın da yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozmaya konu yapılamayacak olması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Fiil sırasında 15-18 yaş grubunda bulunan sanık hakkında kamu malına zarar verme, direnme ve hakaret suçlarından hüküm kurulmuş; savcılık yaş indirimi, sosyal inceleme raporu, hak yoksunluğu, seçenek yaptırım ve hakarette eksik ceza olmak üzere beş ayrı nedenle kanun yararına bozma istemiştir. Daire ise dayanak kararın kesinleşme durumunu incelemiştir.

Hukuki İlke: Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, normal tebligat aşaması atlanarak doğrudan MERNİS adresine 21/2'ye göre 'MERNİS adresi' ibaresiyle tebliği usulsüz olup karar kesinleşmez; kesinleşmemiş HAGB nedeniyle denetim süresi başlamadığından, denetim süresinde işlendiği ileri sürülen suçtan verilen sonraki karar da yok hükmündedir.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin REDDİNE karar verildi; yok hükmündeki karar kesinleşmemiş ve olağan kanun yoluna tabi olduğundan olağanüstü nitelikteki 309. maddedeki KYB'ye konu edilemeyeceği gerekçe gösterildi.

Dava Strateji Notu: Esasa dair çok sayıda bozma nedeni sıralanmış olsa dahi, savunma öncelikle dayanak HAGB'nin usulüne uygun tebliğ ve kesinleşme durumunu sorgulamalı; kesinleşmemiş karar üzerine kurulan sonraki mahkûmiyet yok hükmündedir ve kanun yoluna elverişli değildir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla