İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/15488 Karar: 2024/20108 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/15488 K.2024/20108

2. Ceza Dairesi 2024/15488 E. , 2024/20108 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2247 E., 2024/3027 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret - onama I - Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçun

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/15488 E. , 2024/20108 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2247 E., 2024/3027 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret - onama I - Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçun

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/15488 E. , 2024/20108 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2247 E., 2024/3027 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER: İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret - onama I - Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.07.2024 tarihli ve 2024/2247 Esas, 2024/3027 Karar sayılı kararının sanık ... ve sanık ... müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında, Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2024 tarihli ve 2024/182 Esas, 2024/406 Karar sayılı kararı ile iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/4 ve 119/1-c. maddeleri uyarınca kurulan 2 yıl hapis cezası ile mahkûmiyet hükümlerine konu cezaların türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları ve bu kararlara yönelik temyizlerin niteliği karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ... ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II - Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin verilen kararın usul, yasa ve hukuka aykırı olduğuna, soruşturma aşamasında bulunan CD'nin çözümünün mahkemece yaptırılmadığına, alanında uzman bilirkişiden rapor aldırılması gerektiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği müvekkilinin beyanlarına itibar edilmesi gerektiğine, katılanın 22.07.2024 tarihinde dosyaya sunduğu dilekçe ile zararının karşılandığını ve davasından feragat ettiğini beyan ettiğine, bu dilekçe dikkate alınarak müvekkili lehine olan hükümlerin uygulanması gerektiğine, müvekkilinin zorunluluk nedeniyle eylemi gerçekleştirdiğine, 5237 sayılı TCK'nın 25/2. maddesi gereğince ceza verilmemesi gerektiğine, tahliye edilmeyen müvekkiline zararı gidermesi amacıyla ek süre de verilmediğine, müvekkili sanığın mahkumiyeti için kesin delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraatine karar verilmesi gerektiğine, ayrıca müvekkili lehine yasa hükümlerinin uygulanmamış olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık ... hakkında kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi’nin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, III - Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır” ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanığın temyiz isteminin verilen mahkûmiyetin orantısız olduğuna, mahkumiyetlerin somut delile dayanması gerektiğine, sanığın geçmişine bakılarak ya da beyan esas alınarak mahkûmiyet kararı verilemeyeceğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin göz ardı edildiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa atanan zorunlu müdafiinin karar duruşmasında hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilip hüküm kurularak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeple Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için Karşıyaka 3. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla