Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/3510 E. , 2026/4919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3373 E., 2023/5168 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi taraf
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/3510 E. , 2026/4919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3373 E., 2023/5168 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düzeltilerek onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin; ''kovuşturma aşamasında ve öncesinde psikolojik sorunları nedeniyle tedavi gördüğüne, verilen hükmün bozularak hakkında TCK'nın 32. maddesi kapsamında rapor aldırılmasına'' ilişkin, sanık müdafiinin temyiz isteminin; ''sanığın olayın akışına uygun olarak anlatımlarda bulunduğuna, beyanları arasında hiçbir çelişki bulunmayıp birbiri ile tutarlı olduğuna, atılı suçla ilgili samimi ikrarlarda bulunarak maddi gerçeğin ortaya çıkması için elinden gelen tüm çabayı ortaya koyduğuna, ikrarı ve maddi gerçekliğin ortaya çıkması için gösterdiği çabasının lehine değerlendirilmesi gerektiğine, tarafların bir şikâyeti ve zarar karşılama taleplerinin bulunmadığına, bunun yanı sıra sanığın zorunluluk hali ve samimi ikrarları ile suça konu parasal değerin çok az miktarda olması ve etkin pişmanlık hükümleri dikkate alındığında sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmasına engel teşkil edici bir durum mevcut olmamasına rağmen sanık lehine uygulanmadığına, sanık hakkında lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığına, şartları oluşmadığı hâlde tekerrür hükümlerinin uygulandığına, atılı suçun nitelikli hallerinin şartları oluşmamasına rağmen nitelikli halleri uygulanarak fazla ceza verildiğine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın sanık lehine bozulmasına karar verilmesine'' ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Patnos 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.04.2023 tarihli ve 2023/128 Esas, 2023/159 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/1889 Esas, 2023/2837 Karar sayılı kararı ile ''Sanığın suç tarihinde gündüz vakti otobüs durağında kalabalıktan faydalanarak katılanın arka cebinden 1.705,00 TL parasını hırsızlaması şeklinde gelişen olayda; 1-Sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulamasına esas olarak alınan Erciş Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/303 E-2011/670 K sayılı ve 16/09/2013 kesinleşme tarihli ilamı ile verilen 3 yıl 4 ay hapis cezasının 16/01/2019 tarihinde infaz edildiği, suç tarihine göre ilamın infaz edildiği tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmasına karşın, bu ilamın 5237 sayılı TCK'nın 58/2-b maddesine aykırı olarak tekerrüre esas alınması, söz konusu ilamın tekerrüre esas alınamayacağı gözetilerek varsa sanığın adli sicil kaydındaki tekerrüre esas olabilecek başkaca ilam olup olmadığının tespit edilerek sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2-Sanığın atılı suçu mağdurlar ... ve ... ile birlikte işlediklerini kolluk ifadesinde iddia etmesi, kolluk da ek ifadesinde olayları karıştırdığını bu olayda tek başına olduğunu beyan etmesi, Sulh Ceza Hakimliği sorgusunda tekrar mağdurlar ile beraber eylemi gerçekleştirdiklerini beyan etmesi, en son hakkında iftira suçundan kamu davası açılmadan önce 24/02/2023 tarihli savcılık tarafından alınan ek ifadesinde olayı tek başına yaptığını, iftira attığından dolayı pişman olduğunu belirtmesi şeklinde gelişen olayda; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13.03.2023 tarih ve 2021/20839 E-2023/1421 sayılı kararında da belirtildiği üzere; Sanığın her iki mağdura yönelik iftira içeren eylemi tek bir fiille gerçekleştirmesi nedeniyle sanık hakkında aynı neviden fikri içtima hükümleri gereği iftira suçundan bir kez ceza verilip, bu cezanın 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince artırılması gerekirken, her bir mağdura yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı ceza verilmesi, Kabule göre de; Sanığın mağdurlara karşı kamu davası açılmadan önce 24/02/2023 tarihli savcılık tarafından alınan ek ifadesinde olayı tek başına yaptığını, iftira attığından dolayı pişman olduğunu belirtmesi karşısında sanık hakkında TCK 269/2 maddesinde belirtilen etkin pişmanlık hükümlerinin tartışmasız bırakıldığından'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/1889 Esas, 2023/2837 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Patnos 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2023 tarihli ve 2023/345 Esas, 2023/481 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf üzerine bölge adliye mahkemesi; tekerrüre esas ilamın süre yönünden uygun olmadığı, iftira eyleminin fikri içtima kapsamında tek suç sayılması ve etkin pişmanlık hükümlerinin tartışılması gerekçeleriyle dosya üzerinden bozma kararı vermiş, ilk derece mahkemesi yeniden hüküm kurmuştur.
Hukuki İlke: CMK 280/1 (e) ve (f) bentlerinde sınırlı sayılan haller dışında bölge adliye mahkemesinin dosya üzerinden bozma kararı vermesi ve buna dayanan ilk derece hükmü kanuni dayanaktan yoksundur; bu tür aykırılıklar CMK 280/1-g uyarınca istinafta duruşma açılarak giderilmelidir. Karar, TCK 58/2-b (tekerrür süresi), TCK 43 ve 269/2 gibi esasa ilişkin gerekçelerin dahi bu usule uyulmadan bozmaya konu edilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Uygulama Sonucu: Hükmün bozulmasına karar verilmiştir (CMK 302/2, 304/2).
Dava Strateji Notu: Tekerrür, fikri içtima veya etkin pişmanlık gibi esasa ilişkin sebeplerle bile olsa istinafın CMK 280/1 (e)-(f) dışında verdiği bozma hukuki değerden yoksundur; savunma bu usuli aykırılığı öncelikli bozma nedeni olarak ileri sürüp esasa ilişkin lehe hususları (tekerrür süresinin dolması vb.) yeniden inceleme aşamasına saklamalıdır.