İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2024/8423 Karar: 2024/21493 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/8423 K.2024/21493

2. Ceza Dairesi 2024/8423 E. , 2024/21493 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/387 E., 2014/663 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi Sanık müdafîin, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra dosyaya sunduğu 07.03.2024 ve 18.03.20

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2024/8423 E. , 2024/21493 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/387 E., 2014/663 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi Sanık müdafîin, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra dosyaya sunduğu 07.03.2024 ve 18.03.20

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2024/8423 E. , 2024/21493 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/387 E., 2014/663 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşürülmesi Sanık müdafîin, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra dosyaya sunduğu 07.03.2024 ve 18.03.2024 tarihli dilekçelerindeki anlatımından temyiz başvurusu ile birlikte eski hâle getirme isteminde bulunduğunun anlaşılması ve eski hâle getirme istemi hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olması nedeniyle talebin Dairemizce incelenmek üzere dosyanın gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” şeklindeki hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (Bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 23. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeden, yokluğunda verilen kararın, doğrudan sanığın MERNİS adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 23.12.2014 tarihinde, "oğluna" tebliğinin yapılması nedeniyle anılan tebliğ işleminin usûle aykırı olduğunun anlaşılması karşısında; anılan sebeplerle gerekçeli karar tebliğ işleminin geçersiz olması nedeniyle sanık müdafiin eski hale getirme istemlerinin kabulü ile öğrenme üzerine sanık müdafi tarafından yapılmış olan temyiz isteminin de süresinde olduğu belirlenmiştir. Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği yukarıda açıklanan gerekçeyle temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Sanığın, elektrik direğinden direk hat çekmek suretiyle kaçak bağlantı yaparak elektrik kullanması şeklindeki eyleminin 6352 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. maddesinde düzenlenen karşılıksız yararlanma suçunu oluşturduğu, bu suç için öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e, 67/4 maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımının, suç tarihi olan 04.04.2007 gününden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla