Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/12322 E. , 2025/21264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1313 E., 2025/497 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I- Hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili suça sürüklenen çocuk tarafından yapılan temyiz isteminin incelen
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/12322 E. , 2025/21264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1313 E., 2025/497 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama I- Hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili suça sürüklenen çocuk tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; suça sürüklenen çocuğun yokluğunda verilen ve 06.03.2025 tarihinde usûlüne uygun ihtarları kapsayacak şekilde tebliğ edilen karara karşı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 291. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 11.03.2025 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II- Hırsızlık suçundan kurulan hüküm ile ilgili suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından yapılan temyiz isteminin incelenmesinde İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiğini de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporunun alınmaması, olay ile ilgili tutanakların duruşmada okunmaması, tanık dinlenmemesi ve eksik araştırma yapılması nedenleriyle verilen kararın hukuka aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açılmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin 15.12.2022 tarihli ve 2022/635 Esas, 2022/1143 Karar sayılı dosyasında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 19.06.2023 tarihli ve 2023/540 Esas, 2023/2213 Karar sayılı ilâmı ile özetle "...Esasa müessir belge ve tutanakların kovuşturma evresine getirilerek isimleri ve tarihleri açıkça belirtilmek suretiyle okunup taraflara tartışılmadan "Dosyadaki bilgi belge ve diğer tutanaklar ile 05/06/2022 tarihli tutanak, 02/05/2022 tarihli tutanak ayrı ayrı okundu." biçimindeki duruşma zaptına geçmiş ifadelerin ilk derece mahkemesince .... sanığa okunmadığı tespit olunan tutanakların okunduğu ya da anlatıldığı anlamına gelemeyeceği, böylece iş bu esaslı delillerin CMK.nın 217/1. maddesi gereğince duruşmada ikame edilmediği, buna rağmen işbu delillerin hükme esas alınmış olmasının iş bu delillerin kovuşturma evresi bakımından CMK.nın 289/1-i maddesi gereğince hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş niteliğini kaybettirdiği bu durumunda CMK.nın 289/1-i maddesi kapsamında kesin hukuka aykırılık sebebi olup, bozma müeyyidesine tabi olduğu, 2-)Suça sürüklenen çocuk hakkında nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde tayin olunan 3 yıl hapis cezasının TCK.nın 62/1. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilmekle, 2 yıl 6 ay hapis cezası yerine, hesap hatası sonucu 2 yıl 1 ay hapis cezasına hükmolunması, hususları hukuka aykırı hususlar olarak tesbit edilmiş olup hüküm bu yönlerden bozmayı gerektirir mahiyette görüldüğünden "bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1 No.lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hallerini düzenleyen yine aynı Kanunun 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan "hüküm için önemli hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bölge adliye mahkemesinin kararında gerekçe gösterilen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 28.06.2011 tarihli ve 2011-1-130 Esas, 2011/149 Karar sayılı kararında da; "...hükme esas alınan delillerin duruşmada okunmamış olması sanığın savunma hakkının ihlâl edilmesi niteliğinde olduğunun belirtildiği, nitekim hükme esas alınan delillerin duruşmada açıkça okunmamasının hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş delil haline getirmeyeceği, esasen sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik bozma nedeninin CMK'nın 289/1-(i) maddesi kapsamında değil, 289/1-(h) maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin..." belirtildiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında da "... bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. Maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile işbu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin" kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesi'nin 12.06.2025 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de "İstinaf Dairesi Kanunda açıkça öngörülmüş haller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle istinaf dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesi'nin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılan haller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedenleriyle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul" olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 19.06.2023 tarihli ve 2023/540 Esas, 2023/2213 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 4. Çocuk Mahkemesinin 16.01.2024 tarihli ve 2023/614 Esas, 2024/35 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.