İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/15447 Karar: 2025/23647 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/15447 K.2025/23647

2. Ceza Dairesi 2025/15447 E. , 2025/23647 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4576 E., 2025/737 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/15447 E. , 2025/23647 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4576 E., 2025/737 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/15447 E. , 2025/23647 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4576 E., 2025/737 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemediğine ve beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2021/697 Esas, 2022/157 Karar sayılı dosyasında verilen ceza verilmesine yer olmadığına kararına yönelik sanık müdafinin ve katılan vekilinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/1605 Esas, 2023/1876 Karar sayılı kararı ile “...Suç tarihinde pide salonunda motor kurye olarak çalışan sanığın kamera görüntülerinden iş yerindeki masa üzerinden bir miktar parayı avuç içine sıkıştırıp aldığı , bu suretle atılı suçu işlediği iddia ve kabul edilen hırsızlık olayında; sanık aşamalardaki savunmasında özetle, iş yerinde 10 yıl kadar çalıştığını, 2016 yılında iş yerinden ayrıldığını, tazminat ödememek için kendisine iftira atıldığını, kamera görüntülerine yansıyan kişinin kendisi olduğunu ve aldığı paraların kendisine ait malzeme alışverişinden kaynaklandığını savunması, katılanın sanığın çalıştığı dönemde kasa görevi olmadığı halde kasadan izinsiz para aldığı söylenince takibe aldıklarını ve kamera görüntüleri ile kasadan 3 kez para aldığını tespit ettiklerini ifade ederken, kovuşturmada dinlenen tanıklardan ... sanığın iş yerinde motor kurye olarak görev yaptığını, kasadan para alıp koyma gibi bir faaliyeti bulunmadığını, kasa görevlisinin ... adlı bir çalışan olduğunu, bizzat kasadan para alırken görgüsünün bulunmadığını, şüphe üzeri para alırken kameraya çekilmiş olduğunu, sorduğunda da "şeytana uydum" dediğini, tanık Doğan benzer anlatımla sanığın kasa görevinin bulunmadığını, kamera görüntülerini gösterip niye yaptın diye sorduğunda cevap vermediğini, Bakırköy 14.İş Mahkemesinde sanık tarafından açılan iş alacaklarına ilişkin tazminat davasında dinlenen tanıklar Yücel, Mesut ve Ramazan ise başlangıçta kurye olarak çalışan sanığın sonrasında tüm işlere koşturduğunu, cebinde para tutma ve tahsil yetkisinin bulunduğunu ifade etmiş olmaları, suçun 2016 yılında gerçekleştiği iddia edilmesine karşı dosyaya ibraz edilen whatsap video görüntülerinin 15.03.2021 tarihini gösterdiğinin anlaşılması karşısında; Kasadan alındığı iddia olunan paranın daha fazlasının alınması durumunda fark edilme riskinin yüksek olması dolayısıyla suçun kolaylıkla işlenmesini sağlamaya yönelik gereklilikten dolayı suç konusunun belirli bir miktar para ile sınırlandırma konusunda iradi bir tercihinin bulunmayacağı , ayrıca katılanın anlatımına göre miktar belirtilmeksizin sanığın 3 kez para aldığını kameradan tespit ettiğini belirtmiş olması dikkate alındığında; Öncelikle sanığın çalıştığı dönemde iş yerinde kasa görevinin bulunup bulunmadığı hususunda tanık beyanları arasında çelişki giderilmden, ibraz edilen whatsap video kaydı görüntülerin hangi tarih yada tarihlere ait olduğu tespitlenmeden ayrıca işten çıkarma sebebini ortaya koyan belgeler de istenip, suç tarihinde hesap incelemesi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ne kadar eksik çıktığı sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden " görüntülerde kasadan alınan para miktarının belirlenemediği, katılanın da miktardan söz etmediği, ufak miktarlı paraların avuca sıkıştırılarak alındığı, büyük miktarda paranın alınmasının da fiziken mümkün olmadığı " şeklinde varsayıma dayalı karar verilmesi,...” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 22.06.2023 tarihli ve 2022/1605 Esas, 2023/1876 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Bakırköy 36. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.09.2024 tarihli ve 2023/448 Esas, 2024/540 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla