İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/1670 Karar: 2025/5371 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/1670 K.2025/5371

2. Ceza Dairesi 2025/1670 E. , 2025/5371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/541 E., 2017/135 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli KARARLAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2025 tari

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/1670 E. , 2025/5371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/541 E., 2017/135 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli KARARLAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2025 tari

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/1670 E. , 2025/5371 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/541 E., 2017/135 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli KARARLAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9614 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya aslının, diğer sanık hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını müteakip, kamu davasının halen derdest olması sebebiyle mahkemesinde bulunduğu anlaşılmakla, dosya sureti üzerinden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre; 1- Hüküm tarihinde Mersin Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğu anlaşılan hükümlüye duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün verildiği 22/03/2017 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanmasında, 2- Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/03/2017 tarihli kararında tekerrüre esas alınan Mersin 8. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2014/170 Esas, 2014/503 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1. maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8/1. maddesinde yer alan hüküm gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 305/son maddesine göre miktar itibarıyla kesin olan adlî para cezalarının tekerrür uygulamasına esas alınamayacağı ve hükümlünün adlî sicil kaydında başka tekerrüre esas mahkûmiyeti de bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma imkânının bulunmadığı gözetilmeden, karar verilmesinde, 3- Dosyada mevcut CD izleme araştırma tespit tutanağı ve HTS kayıtlarına göre suçun olay günü saat 05:04'te işlendiği, Mersin ilinde, suç tarihinde güneşin saat 05:18'de doğduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin güneşin doğuş saatinden bir saat önce yani saat 04.18'de bittiğinin anlaşılması karşısında; sanığın üzerine yüklenen suçları gündüz vakti gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği nazara alınarak, tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 143 ve 116/4. maddeleri uyarınca artırım yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 4- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; çağdaş ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun ... şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiğine yönelik karar verildiği nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 142/2. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı 5 yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, hırsızlık suçunun geceleyin işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, suçun alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği, bu nedenle zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulamayacağının gözetilmemesinde; isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2017 tarihli kararıyla hükümlü hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından mahkûmiyetine ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, mahkemenin 03.11.2017 tarihli ek kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan ilâmın kesin olması nedeniyle her iki suç için de anılan Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların hükümlerden çıkartılmasına karar verildiği, ancak mahkemenin dosyadan el çektiği ve kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşıldığından verilen bu kararın yok hükmünde olduğu değerlendirilmekle yapılan incelemede; 1.15.06.1949 tarihli ve 1948/4 Esas, 1949/2 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca “ tevhidi içtihat kararlarına dayanılarak daha önce müstekar bir surette tatbik olunan içtihatlar dairesinde muhkem kaziye teşkil etmiş olan kararlar hakkında karar tahsisi yoluna gidilemeyeceği” şeklinde yer alan hüküm uyarınca içtihat değişikliklerinin kesinleşmiş kararlarda geriye yürümeyeceği ilkesi nedeniyle hükümlüye zorunlu müdafii atanmaksızın yapılan yargılama sonucu verilen kararda bir isabetsizlik görülmemesi nedeniyle (4) numaralı kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. 2. Hüküm tarihinde Mersin Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğu anlaşılan hükümlüye duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün verildiği 22.03.2017 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması, 3.Dosyada mevcut CD izleme araştırma tespit tutanağı ve HTS kayıtlarına göre suçun olay günü saat 05.04'te işlendiği, Mersin ilinde, suç tarihinde güneşin saat 05.18'de doğduğu, 5237 sayılı Kanun'un 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin güneşin doğuş saatinden bir saat önce yani saat 04.18'de bittiğinin anlaşılması karşısında; hükümlünün üzerine yüklenen suçları gündüz vakti gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği nazara alınarak, tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 143 ve 116/4. maddeleri uyarınca artırım yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, 4. Dosya kapsamına göre, Mahkemesince tekerrüre esas alınan Mersin 8. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2014/170 Esas, 2014/503 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1. maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8/1. maddesinde yer alan hüküm gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 305/son maddesine göre miktar itibarıyla kesin olan adlî para cezalarının tekerrür uygulamasına esas alınamayacağı ve hükümlünün adlî sicil kaydında başka tekerrüre esas mahkûmiyeti de bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma imkânının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (1), (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan (4) numaralı KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının (1), (2) ve (3) numaralı kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2017 tarihli ve 2015/541 Esas, 2017/135 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Cezaevinde başka suçtan hükümlü olan sanık, bağışık tutulma sorulmadan yokluğunda hırsızlık ve konut dokunulmazlığı ihlalinden mahkum edilmiş; olay saat 05:04'te işlenmiş, Mersin'de güneş 05:18'de doğmuştur.

Hukuki İlke: Cezaevindeki hükümlüye bağışık tutulma sorulmadan yokluğunda hüküm CMK 196'ya aykırıdır; gece vakti güneş doğuşundan bir saat önce sona erer (TCK 6/1-e), bu nedenle olay gündüz sayılır ve TCK 143 ile 116/4 gece artırımı uygulanamaz; miktar itibarıyla kesin adli para cezası TCK 58 tekerrüre esas alınamaz; zorunlu müdafi konusundaki içtihat değişikliği kesinleşmiş yargılamalarda geriye yürümez.

Uygulama Sonucu: Kanun yararına bozma isteminin kısmen kabulü ve bozma, zorunlu müdafi yönünden kısmen ret

Dava Strateji Notu: Hırsızlıkta olay saati ile güneş doğuş saati karşılaştırılıp gece/gündüz belirlenmeli (TCK 6/1-e); gündüzse gece artırımı düşer, ayrıca kesin nitelikli adli para cezaları tekerrüre esas alınamaz ve cezaevindeki müvekkil için bağışık tutulma/SEGBİS mutlaka sağlanmalıdır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla