Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/4182 E. , 2025/22041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3632 E., 2024/2998 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama I-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; S
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/4182 E. , 2025/22041 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/3632 E., 2024/2998 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama I-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık hakkında kurulan 09.12.2024 tarihli kararı, sanık müdafinin 26.12.2024 tarihli dilekçe ile yasal süresinde temyiz etmiş ise de, sanığın 11.03.2025 tarihli dilekçe ile cezalarının onanmasını istediğini belirterek temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 266/1. maddesi gereği temyiz isteğinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname'ye aykırı olarak İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, II-Sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan hükümlere yönelik sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, “sanığın suçu işlediğine dair somut delil bulunmadığına, üst sınırdan cezalandırıldığına, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin ise, suç kastının olmadığına” yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2021 tarihli ve 2019/760 Esas, 2021/86 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik suça sürüklenen çocuk ve sanıklar müdafilerinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/455 Esas, 2022/1423 Karar sayılı kararı ile “Sanıklar ... ve ...'ın cezalandırılmalarına karar verilen 28/06/2014 tarihli 6545 Yasa ile değişik 5237 sayılı TKC.'nun 142/2-h. ve 143. maddelerinde ön görülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK.'nun 150/3. ve 196/2. maddeleri uyarınca sanıkların müdafii huzurunda savunmalarının alınması gerekmesi karşısında sanıkların müdafii hazır bulunmaksızın savunmaları alınarak hüküm kurulması, yine suça sürüklenen çocuk müdafinin 27/01/2021 tarihli karar duruşmasında suça sürüklenen çocuğun zararı karşılamaya hazır olduğunu beyan etmesi karşısında isnat olunan hırsızlık suçuna ilişkin giderilmesi gereken zarar miktarı tespit ettirilerek zararı gidermesi için suça sürüklenen çocuğa makul süre verilmesi gerektiğinin düşünülmemesinden;” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1 No.lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 27.04.2022 tarihli ve 2022/455 Esas, 2022/1423 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2024 tarihli ve 2024/3632 Esas, 2024/2998 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hırsızlık suçunda sanıklar ve suça sürüklenen çocuk müdafi hazır bulunmaksızın savunmaları alınarak mahkûm edilmiş; BAM bu ve zararın giderilmesi gerekçeleriyle dosya üzerinden bozma vermiş, ilk derece mahkemesi bozmaya uyarak yeniden hüküm kurmuştur.
Hukuki İlke: TCK 142/2-h ve 143'teki suçun cezasının alt sınırı gözetildiğinde CMK 150/3 ve 196/2 uyarınca sanıkların müdafi huzurunda savunmalarının alınması zorunludur; müdafi olmadan savunma alınması CMK 289/1-h'deki savunma hakkının sınırlandırılması (kesin hukuka aykırılık) kapsamındadır. Ancak BAM'ın bu hususu CMK 280/1-e,f dışında dosya üzerinden bozma konusu yapması hukuka aykırı olup, doğrusu 280/1-g uyarınca duruşmalı yeniden görülmedir.
Uygulama Sonucu: bozma (CMK 302/2)
Dava Strateji Notu: Cezasının alt sınırı beş yıl ve üzeri suçlarda zorunlu müdafi (CMK 150/3) bulunmadan alınan savunma kesin hukuka aykırılıktır (CMK 289/1-h); ayrıca bu tür eksikliklerin BAM tarafından duruşma açılmadan bozma konusu yapılması ayrı bir usul sakatlığı oluşturduğundan iki yönlü itiraz kurulabilir.