Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/6486 E. , 2025/12923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/3113 E., 2025/650 K. SUÇA SÜRÜKLENEN SUÇ: Hırsızlık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhak
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/6486 E. , 2025/12923 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2024/3113 E., 2025/650 K. SUÇA SÜRÜKLENEN SUÇ: Hırsızlık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, suça sürüklenen çocuğun atılı suçu işlemediği, hükmün hukuki gerekçeden yoksun ve hukuka açıkça aykırı olarak tesis edildiği, lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Suça sürüklenen çocuk şikâyetçiye yönelik eylemi sebebiyle hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar hukuka uygun bulunduğundan, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Uşak 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, daire Üyesi sayın ...'ın eylemin TCK'nın 141/1. maddesi kapsamında nitelenmesi gerektiğine dair karşı oyu ve oy çokluğuyla, 01.07.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY İncelenen olayda; Uşak 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.06.2024 tarih, 2023/516 Esas, 2024/416 Karar sayılı ilâmı ile şikâyetçinin kapıları kilitsiz olarak yol üzerine bıraktığı aracının içerisinden hoparlörlerin çalınması şeklindeki sanığın gerçekleştirdiği eylemin hukuki niteliğinin ne olacağı hususu tartışılmaktadır. Yerel mahkeme eylemin TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen adet gereği açıkta bırakılan eşyanın çalınması suçunu oluşturduğu gerekçesiyle sanığın cezalandırılmasına karar vermiştir. İstinaf üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi eylemi aynı şekilde nitelendirerek hüküm kurmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise düzenlediği Tebliğname'de kilitsiz bırakılan araç içerisinde bulunan hoparlörlerin çalınması eyleminin 141/1. maddesinde düzenlenen açıktan hırsızlık suçunu oluşturacağı gerekçesiyle kararın bozulmasına ilişkin görüş bildirmiştir. Dairemizin çoğunluğu eylemin TCK’nın 142/1-e maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğunu kabul ederek verilen hükmün onanmasına karar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu tartışma konumuza emsal teşkil edecek kararlarında, 18.12.2012 tarihli ve 2012/13-1411 Esas, 2012/1852 Karar sayılı içtihadında 142/1-e maddesini tartışırken, adet, tahsis ve kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya kavramlarını tanımlamıştır. Konumuzla ilgili olan “kullanım gereği” ibaresi ile; “eşyanın kullanılması için açıkta bırakılmasının zorunlu olduğu durumların kastedilmekte olduğu, söz konusu eşyanın amacına uygun kullanılabilmesi ve kendisinden beklenen fonksiyonu eda edebilmesi için, açıkta durmasının gerekli olduğu hallerde bu nitelikli halin uygulanacağını” ifade etmiştir. 26.11.2013 tarihli ve, 2012/13-1313 Esas, 2013/521 Karar sayılı içtihadında; kapıları açık olup kontak anahtarı üzerinde bulunan aracın çalınması eylemini nitelendirirken, “araç sahibinin aracının kapılarını açık bırakmakla birlikte ayrıca kontak anahtarını da araç üzerinde bırakarak eşyanın korunması noktasında üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediği bir durumda aracın üzerinde bırakılan kontak anahtarı ile çalıştırılarak götürülmesi eyleminin 765 sayılı TCK’nın yürürlükte olduğu dönemde Kanun’un 491/ilk maddesine uyan hırsızlık suçunun basit halini oluşturduğu yönündeki öğreti ve yargısal kararlarla istikrar kazanmış uygulamanın 5237 sayılı TCK açısından da geçerli olacağı dolayısıyla kapıları açık olup kontak anahtarı üzerinde bulunan aracın çalınması eyleminin TCK’nın 141/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun basit halini oluşturduğunun kabulu gerekmektedir.” şeklinde karar verilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/1541 Esas, 2013/522 Karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere “her ne kadar kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış olan aracın kendisinin (e) bendi alanındaki açıkta bırakılan eşya olarak kabulu mümkün olsa bile, ancak bu şekildeki bir aracın içerisinde bulunan eşyanın anılan bent anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulu mümkün değildir. Nitekim 142. maddenin 1. fıkrasının “hırsızlık suçunun; herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında işlenmesi halinde... hapis cezasına hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiş olan (b) bendine ilişkin gerekçede “... ancak bina tanımına girmeyen bir yerde örneğin otomobilde bulunan eşya hakkında muhafaza altına alınma koşulu aranmış; böylece kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış bir otomobildeki eşyanın çalınması halinde nitelikli hırsızlık kabul edilmemiştir:” denilmek suretiyle, kapıları kilitli olmayan veya camları kapatılmamış olan araç içerisindeki eşyanın çalınması eyleminin, 5237 sayılı TCK’nın hırsızlık suçunun basit halinin düzenlendiği 141/1. maddesine uyduğu belirtilmiştir. Şikâyetçinin aracının kapılarından birisinin kilitlenmemesi suretiyle eşyanın korunması noktasında üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği, bu nedenle araç içerisinde bulunun cep telefonu ile oto teybinin 5237 sayılı TCK’nın 142. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi anlamında açıkta bırakılan eşya olarak kabulünün mümkün olmadığı somut olayda, sanığın eyleminin, aynı Kanun’un 141. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş olan hırsızlık suçunun basit halini oluşturduğu...” belirtilmiştir. Yargıtay Ceza Dairelerinin emsal kararları incelendiğinde bu konuda düşünce ayrılıkları olduğu açıkça görülmektedir; Yargıtay 2.Ceza Dairesinin 2013/21048 Esas, 2014/18746 Karar sayılı ilâmında emsal olacak açıklıkta bir karar vermiştir. Müştekiye ait kapıları kilitlenmeden açık alana park edilmiş araçtan oto teybi, paspas, vites kolu ve hoparlör çalma biçimindeki eylemin TCK’nın 141/1. maddesindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden 141/1-e maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini bozma nedeni yapılmıştır. 2. Ceza Dairesinin aynı yönde birçok kararı mevcuttur. (2020/4630 Esas, 2021/1966 Karar; 2017/578 Esas, 2019/3847 Karar, 2019/9015 Esas, 2020/301 Karar sayılı ilamı 2020/4545 Esas, 2020/7001 Karar, 2020/2546 Esas, 2020/5225 Karar, 2020/4630 Esas, 2021/1966 Karar, 2022/10880 Esas, 2022/18335 Karar, 2021/8029 Esas, 2023/837 Karar, 2020/11689 Esas, 2020/6068 Karar, 2021/10553 Esas, 2021/16402 Karar, 2022/10899 Esas, 2022/18568 Karar) Ancak 2. Ceza Dairesi aynı eylemi bazı kararlarında ise 142/1-e maddesine uygun suç olarak kabul etmiştir. 2. Ceza Dairesi 2014/34071 Esas, 2016/14789 Karar sayılı ilâmında mazot hırsızlığı ile ilgili olayda özetle aracın mazot deposunun kapağında kilit varsa ve zorlama yoksa müşteki tarafından kilidinin açık bırakılması durumunda eylemin 141/1. kilitli olması hâlinde 142/1-b, kilidin anahtar uydurarak açılması hâlinde 142/2-d maddesine uygun suçun oluşacağını kabul etmiş, kilitsiz olması durumunda 142/1-e maddesine değinmemiştir. Oysa Daire üretimleri sırasında kilit sistemi olmadan üretilen araçların mazotlarının çalınması halinde birçok kararında eylemi 142/1-e olarak kabul etmiştir. (2015/9576 Esas, 2017/11026 Karar, 2016/14488 Esas, 2019/947 Karar 2013/16984 Esas, 2014/6875 Karar) 13. Ceza Dairesi ise mağdurun kilitlemeyi unuttuğu aracından oto teybi ve hoparlörün çalınması eylemini 142/1-e maddesine uygun suç olarak kabul etmiştir. (2019/195 Esas, 2019/11774 Karar; 2018/16004 Esas, 2019/9367 Karar) 17. Ceza Dairesi ise aynı eylemi tahsis ve kullanım gereği otomobillerde bulunan eşya kabul ederek TCK’nın 142/1-e maddesine uygun suç olarak kabul etmiştir. (2016/9692 Esas, 2018/11903 Karar 2019/12637 Esas, 2019/16100 Karar) Ancak yine 17. Ceza Dairesi 2015/6603 Esas,2015/9456 Karar sayılı ilamında kilitsiz araçtan çalınan oto teybinin TCK’nın 141/1. maddesindeki suçu oluşturduğunu kabul etmiştir. İlgili mevzuat; Madde 141/1- Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. Madde 142/1-e- Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında ... Madde 142/2-h- Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında ... Hukuki değerlendirme; Hırsızlık suçuna bakan Yargıtay Ceza Daireleri arasında kilitlenecek şekilde üretilen araçların iç kısmındaki araca ait eşyaların müştekinin kilitlemeyi gerçekleştirmemesi durumunda çalınması şeklindeki eylemleri nitelendirmelerinde açıkça içtihat farklılıkları olduğu, hatta Dairemizin kendi kararları arasında da içtihat istikrarının bulunmadığı görülmektedir. Tespiti yapılması gereken ilk husus; araçların ve araç içerisindeki araca ait aksamın/eşyaların kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya olup olmadığı hususudur. Hem araçların, hem de araç içerisindeki ve dışındaki araca ait aksamın/eşyaların kullanımları gereği dışarıda bırakılması zorunlu eşyalar olduğu hususunda çok fazla fikir ayrılığı bulunmamaktadır. Ancak buradaki tartışılması gereken sorun açıkta kullanılmak üzere üretilmiş olsa bile TCK’nın 142/2-h maddesinde düzenlenen herkesin girebileceği bir yere bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya olması durumunda eylemin niteliğinin ne olacağı hususudur. Araçların tüm aksamı kullanımları ve üretimleri gereği yollarda, parklarda ya da açık alanlarda bırakılması zorunlu olacak şekilde üretilmiştir. Ancak aracın iç kısmı, motor kısmı, torpido gözü, bagaj ve kaput kısmı açıkta bırakılması zorunluluğuna rağmen, kilitli şekilde muhafazalı olarak üretilmiştir. Kilitli olarak üretilen bu eşyaların mağdurun hatasından kaynaklanarak kilitlenmesinin unutulması durumunda statüsünün ne olacağı dairenin çoğunluğuyla aramızdaki tartışma konusudur. Kanaatimizce; Ceza Genel Kurulunun 26.11.2013 gün, 2012/13-1313 Esas, 2013/521 Karar sayılı içtihadında belirttiği ilkeler sorunumuzun çözümünde önemli bir kıstas olmalıdır. Zira Ceza Genel Kurulu buradaki içtihadında araç sahibinin aracın kapılarını açık bırakmakla birlikte kontak anahtarını da araç üzerinde bırakarak eşyanın korunması noktasında üzerine düşen hiçbir yükümlülüğü yerine getirmediği durumlarda hem öğreti hem de yargısal kararlarla istikrar kazanan içtihatlarla eylemin 141/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun oluşacağını kabul etmiştir. Dolayısıyla aracın bizzat kendisi üretimi ve kullanımı gereği açıkta bırakılan eşya olmasına rağmen mağdurun kendi yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle Genel Kurul eylemi 142/1-e yerine 141/1 olarak kabul etmiştir. Kıyasladığımız zaman aracın kilitli kısımlarını kilitlemeyi ihmal eden mağdurun bu özensizliği sanık aleyhine bir durum oluşturmamalıdır. Aracın iç kısmındaki oto teybi, kamera, vites topuzu gibi kilit altına alınan eşyaların kilitsiz bırakılması durumunda eylemin TCK’nın 141/1. maddesine dönüşeceğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Aracın dış kısmında kilitsiz şekilde bulunan ve kilitleme imkanı bulunmayan aynalar, plakalar, tekerler ve jantlar için açıkta bırakılan eşya kavramına dahil oldukları hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Çünkü hem üretimleri gereği kilitsizdir, hem de zorunlu olarak kullanımları gereği açıkta bırakılmak üzere üretilmişlerdir. Aynı şekilde üretimi gereği bazı araçlarda aküler açıkta bırakılmıştır. Bu haliyle hırsızlığa konu olması halinde eylem 142/1-e olarak kabul edilmektedir. Ancak kilitli şekilde piyasaya sürülmüş ya da sonradan müşteki tarafından korunak altına alınarak kilitlenmiş olan akülerin kilidinin açık bırakılması sırasında çalınması durumunda eylemin 142/1-e maddesi değil, 141/1 maddesine uygun suçun oluşacağı kabul edilmelidir. Nitekim 2. Ceza Dairesi yukarıda belirttiğimiz 2014/34071 Esas, 2016/14789 Karar sayılı ilâmında mazot tankının kapak kilidinin bulunması ve mağdurun kilitlemeyi ihmal etmesi halinde eylemin TCK’nın 141/1. maddesine uygun suçu oluşturacağını kabul etmiştir. Açıklanan gerekçelerle kilit altına alınmış şekilde üretilen eşyanın kullanımları gereği açıkta bulundurulmak üzere üretilmiş olsa dahi açık alanlarda kilitlemeyi ihmal ederek bulundurulması durumunda, mağdurun bu hatasının sanık aleyhine yorumlanamayacağı, eylemin basit hali yerine nitelikli hali olan “üretimi ve kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya” olarak kabul edilemeyeceği, bu tür eylemlerin Ceza Genel Kurulunun açıklanan emsal kararları, bu kararların gerekçeleri ve dairemizin aynı gerekçelerle yukarıda belirtilen kararları da gözetilerek TCK’nın 141/1. maddesinde basit hırsızlık suçunu oluşturacağı düşüncesiyle daire çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.