İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/6551 Karar: 2025/14006 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/6551 K.2025/14006

2. Ceza Dairesi 2025/6551 E. , 2025/14006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2023/47 E., 2023/173 K. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2025 tarihli ve KYB-2025/49361 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 esas, 2016/436 kar

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/6551 E. , 2025/14006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2023/47 E., 2023/173 K. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2025 tarihli ve KYB-2025/49361 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 esas, 2016/436 kar

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/6551 E. , 2025/14006 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2023/47 E., 2023/173 K. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2025 tarihli ve KYB-2025/49361 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22/11/2016 tarihli ve 2016/950 esas, 2016/436 karar sayılı ilamında yer alan; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada şüpheli veya sanığa müdafii görevlendirilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlandığından, şüpheli veya sanığa zorunlu müdafii görevlendirilmesinde temel cezanın gözetilmesi gerekli olup hapis cezasının belirli bir oranda artırılmasını öngören nitelikli haller dikkate alınmayacağı, kanun koyucunun iradesinin, alt sınırı beş yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, cezada belirli bir oranda artırım öngören nitelikli hallerin de bu madde kapsamında dikkate alınması gerektiği yönünde olması halinde, bu hususu açıkça düzenleyeceği şeklindeki görüşün değiştirilerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; çağdaş ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiği, ancak 15/6/1949 tarihli ve 4-11 sayılı içtihadı birleştirme kararında belirtildiği üzere, yargısal içtihat değişikliklerinin kural olarak geriye yürümeyeceği, yorum farklılığı sebebiyle içtihadın değişmiş olmasının, usul ve maddi hukuka aykırılık taşımayan karara yönelik, olağanüstü kanun yollarına başvuru nedeni oluşturmayacağının kabulü gerektiği şeklindeki görüşün benimsendiği nazara alındığında, Dosya kapsamına göre, Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2023 tarihli kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2021 tarihli kararından sonra verilmiş olduğu gözetilerek yapılan incelemede, 5237 sayılı Kanun’un 142/2 ve 143. maddelerinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulması gerektiği ayrıca hırsızlık suçu ile birlikte işlenen mala zarar verme suçunun da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği cihetle, zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıl olması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 196/2. maddesi gereğince sanığın istinabe sureti ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla mahkûmiyetine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h, 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı ve ayrıca hırsızlık suçu ile birlikte işlenen mala zarar verme suçunun da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur. 2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 196/2. maddesinde yer alan “Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, aynı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçuna ilişkin cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması karşısında, bu suç ile birlikte işlenen mala zarar verme suçunun da savunmanın bölünmezliği ilkesi gereğince bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği hususu dikkate alınarak, sanığın talimat ile başka mahkeme tarafından sorguya çekilemeyeceği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devamla, mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.03.2023 tarihli ve 2023/47 Esas, 2023/173 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Nitelikli hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkum sanığa zorunlu müdafi atanmadan ve istinabe (talimat) yoluyla sorguya çekilerek yargılama yapılmıştır.

Hukuki İlke: Alt sınırı 5 yıldan fazla olan nitelikli hırsızlıkta (TCK 142/2-h, 143) CMK 150/3 uyarınca zorunlu müdafi atanmalı ve CMK 196/2 uyarınca sanık istinabe/talimatla sorguya çekilememelidir; birlikte işlenen mala zarar verme suçu savunmanın bölünmezliği ilkesine tabidir.

Uygulama Sonucu: kanun yararına bozma

Dava Strateji Notu: Alt sınırı 5 yılı aşan suçlarda sanığın talimatla sorguya çekilmesi ve zorunlu müdafisiz yargılanması savunma hakkının kısıtlanmasıdır; nitelikli hallerin alt sınır hesabında dikkate alındığı CGK 14.10.2021 içtihadına dayanılabilir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla