KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2025/7887 E., 2025/17294 K.
- Karar tarihi
- 6 Ekim 2025
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suçlar
- Hırsızlık, mala zarar verme
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- Tebliğname görüşü
- Ret, ret Bölge Adliye Mahkemesinin aleyhe bozması üzerine İlk Derece Mahkemesince mala zarar verme suçundan hükmedilen ceza miktarı artırıldığından,
Karar Detayı
575 kelime·3 dk okuma
Tebliğnamede'deki temyiz isteminin reddinin gerektiğine dair görüşe iştirak edilmemiş. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 280/1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı,
dosya içeriğine göre, Kütahya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.05.2021 tarihli ve 2021/311 Esas, 2021/480 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 29.04.2022 tarihli ve 2021/2137 Esas, 2022/1063 Karar sayılı kararı ile "...Olaydan bir gün sonra başka bir olay nedeniyle yakalanan sanığın, mağdurun işyerinden aldığı 120,00 TL bozuk parayı rızasıyla iade ederek kısmi iadeyi gerçekleştirdiği,
mağdurun ise kısmi ifayı kabul ederek geri kalan zararı talep etmediğini söylemesi karşısında, sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen hükümde TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanmasının doğru olduğu, mala zarar verme suçu yönünden ise sanık tarafından yapılmış bir zarar giderimi bulunmaması ve mağdurun da zarar talebinin olmadığını söylemesi karşısında, mağdur adına mahkeme veznesine mağdurun mala zarar verme suçu nedeniyle uğradığı 250,00 TL'nin sanık tarafından depo edilmesi sağlanarak sonucuna göre,
sanık hakkında mala zarar verme suçu yönünden 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, şartları oluşmadığı halde, aynı Yasa'nın 168/1. maddesinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, sanığın savunmasında, suç nedeniyle oluşan zararı gidermek istediğini söylediğinin anlaşılması karşısında, mağdur ... tarafından mala zarar verme suçu yönünden dosyaya bildirilen zarar miktarını gidermesi veya depo etmesi için sanığa makul bir süre verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
sanığın mağdura ait işyerinden çaldığı paranın 300 - 350 TL olması ve suç tarihi itibariyle paranın alım gücü dikkate alındığında, hırsızlık suçundan verilen cezadan TCK'nın 145. maddesi gereğince belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,..." nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararının 5271 sayılı Kanun’un 280/. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği,
Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 29.04.2022 tarihli ve 2021/2137 Esas, 2022/1063 sayılı kararının ve bu karar üzerine yeniden yargılama yapan Kütahya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/326 Esas, 2022/601 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi,