Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/8672 E. , 2025/15382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/808 E., 2024/1021 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkeme
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/8672 E. , 2025/15382 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/808 E., 2024/1021 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 280/1-e-f maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2020 tarihli ve 2019/150 E., 2020/110 K. sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2021 tarihli ve 2020/2514 E., 2021/1532 K. sayılı kararı ile "... Sanık ... sorguda, müdafi huzurundaki savunmasında; diğer sanık ... ve ... ile birlikte buluştuklarını, davaya konu 59 .. ... aracı gördüklerini, kapısının açık olduğunu, aracı ... çalıştırıp oradan aldıklarını belirterek, suçu ikrara yönelik beyanda bulunmuş, kovuşturmadaki beyanında ise, ...'in davaya konu aracı patronunun aracı diyerek, gezmeye gidelim demesi üzerine aldığını, ...'in bu aracı bir anahtar ile açtığını, bu şekilde aracı alıp, gezmek amaçlı çıktıklarını, yol kenarında dükkanın önünde demirleri görünce yüklediklerini beyan etmesine rağmen, her iki ifadesinde çelişki bulunmasına rağmen, bu çelişki giderilmeden, ayrıca sanık ...'ın polis yakaladığında, tutanağa göre kovuşturmadaki beyanlarına göre, suçlu değil ise niçin kaçtığının kendisine sorulmadan, sanığın eyleminin değerlendirilmesi, sanık ...'in davaya konu 59 .. ... plakalı aracı eski çalıştığı patronuna ait olduğunu söylemesine rağmen, kullanmak ve daha sonra bırakmak amacıyla aldığını beyan ettiği, bu hususun müştekiden sorulmadan, sanık ...'in eyleminin değerlendirilmesi, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken, TCK'nın 168/1. fıkrası uygulanarak cezada indirim yoluna gidilmiş ise de, sanıkların eylemi gerçekleştirdikten uzunca bir süre sonra polisler tarafından durdurulmaları nedeniyle korkarak araçtan inerek yaya olarak kaçmaları ve daha sonra sanıklardan ikisinin polisler tarafından yakalandığı, aracın bu şekilde iadesinin sağlandığı anlaşılmasına rağmen, bizzat sanığın pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme unsuru oluşmadığı halde TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanmış olması, yine sanıklar için TCK'nın 146/1. maddesinin uygulanarak cezalarında indirim yapılmış ise de, dosya kapsamından, sanık ...'in yaptırmış olduğu bir çok araca uyumlu anahtarla hırsızlık konusu aracı açarak, aracı çalıştırdıkları, birlikte .. ilçesine gittikleri, .. ilçesinde sanayinin en son kısmında bulunan kime ait olduğunu bilmedikleri dolgu demirleri araca yükledikleri ve .. iline doğru geri geldikleri sırada, aracın yakıtının bitmesi üzerine ...'un kendilerine "yolda kalan aracı çekin, hurdaları satın, paraları alın", söylemi üzerine bu yönde hareket ettikleri ve daha sonra polislerce yakalandıkları anlaşılmış olup, TCK'nın 146/1. fıkrasında " ancak malın suç işlenmek için kullanılmış olması halinde bu hüküm uygulanmaz" şeklinde belirtildiğinden, davaya konu hırsızlanan araç başka bir suçta da kullanılmış olduğundan, bu madde uygulanamaz iken uygulanmış olması, ayrıca TCK'nın 146. maddesinin de müştekinin şikayeti üzerine uygulanabileceği, olayımızda ise, müşteki ...'nin sanıklardan şikayetçi olmadığı göz önünde tutulduğunda, TCK'nın 146. maddesinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken değerlendirilmediği, sanıkların yakalanma şekli ile ilgili ve kaçmaları ile ilgili ve aracın elde edilmesi ve aracın yakalanması ve müştekiye teslim edilmesi ile ilgili, tutanağı düzenleyen zabıt mümzilerinin tanık olarak dinlenmeden değerlendirme yapılması, sanıklardan ...'in beyanında, aracı kullanıp yerine bırakmak üzere aldığını belirtmesine rağmen, ...'in ve diğer sanıkların aracı aldığı yer ile yakalandıkları yer arasındaki mesafenin dikkate alınarak kullanma hırsızlığının buna göre değerlendirilmemesi, sanık ... için mahkumiyet hükmü kurulurken tekerrüre esas sabıkası bulunması nedeniyle TCK'nın 58/6. maddesi uyarınca ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve infazdan sonra denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiş ise de, ikinci kez mükerrir olan sanık hakkında 5275 sayılı Yasa'nın 108/3. maddesi gereğince cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmayacağı (Yargıtay 13 Ceza Dairesinin 2019/10105 Esas 2020/2688 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere) gözetilmeden, denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi, müşteki kovuşturmadaki beyanında; aracı çekicinin olduğu yere almak için gittiklerinde, aracın üstündeki demirler alındıktan sonra, aracını teslim aldığını araçta herhangi bir zararı olmadığını, zararının ...'ın ailesi tarafından giderildiğini beyan etmesi karşısında, zararı yok ise ...'ın ailesinin hangi zararı giderdiği hususu açıklığa kavuşturulmadan değerlendirme yapılmış olması nedeniyle eksik araştırma sonucu yazılı şekilde sanıklar hakkında hüküm kurulması, kabule göre de; sanık ... müdafisi tarafından vekalet ücreti yönüyle yapılan istinaf talebi değerlendirildiğinde; sanık müdafisinin 11/02/2020 tarihinde yüzüne karşı verilen karara 7 günlük süre 18/02/2020 günü dolduktan sonra, 17/03/2020 tarihinde istinaf dilekçesi verilmiş olduğundan, yerel mahkemece 08/06/2020 tarihinde sanık ... müdafisinin vekalet talebine ilişkin süreden reddine dair verilen ek karara da 23/06/2020 tarihli dilekçe ile itiraz edilmiş ise de, yerel mahkemece verilen ek karar yerinde görülerek yapılan incelemede; eylemin TCK'nın 146. maddesine girdiği kabul edilecek ise, müştekinin şikayeti bulunmadığından TCK'nın 146. maddesinin uygulanabilmesi için müştekinin şikayeti gerekli olup, şikayetin bulunmaması nedeniyle TCK'nın 146. maddesince indirim yapılması, sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulurken soruşturmada zararın giderilmesi nedeniyle, TCK'nın 168. maddesi uygulanırken, 168/1. maddesince cezalarında indirim yapıldığı halde, sevk maddesi olarak TCK'nın 168/2. maddesinin yazılmış olması,…" gerekçeleri ile sanıklar hakkında şikâyetçiye yönelik hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak verilen bu bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280/1-e-f maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği anlaşılmakla, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı gözetilerek; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 17.05.2021 tarihli ve 2020/2514 E., 2021/1532 K. sayılı kararı ile bozma üzerine Tekirdağ 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.12.2023 tarihli ve 2021/217 E., 2023/750 K. sayılı kararlarının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hırsızlık suçunda bölge adliye mahkemesi; beyanlar arası çelişki, kaçma nedeninin sorulmaması, TCK 146 (kullanma hırsızlığı), TCK 168 (etkin pişmanlık) ve TCK 58/6 (tekerrür) uygulamalarındaki hatalar gibi çok sayıda gerekçeyle dosya üzerinden bozma vermiş, ilk derece mahkemesi buna uyarak hüküm kurmuştur.
Hukuki İlke: CMK 280/1-(e) ve (f) dışındaki gerekçelerle bölge adliye mahkemesinin dosya üzerinden bozma vermesi ve direnme yetkisi olmayan ilk derece mahkemesinin buna göre hüküm kurması yasal dayanaktan yoksun ve hükümsüzdür; esasa ilişkin bu tartışmalar duruşma açılarak yapılmalıdır.
Uygulama Sonucu: Bozma (CMK 302/2)
Dava Strateji Notu: TCK 146 (kullanma hırsızlığında şikâyet şartı), TCK 168 (malın aynen iadesiyle etkin pişmanlık) ve tekerrürde denetimli serbestlik gibi esasa ilişkin çok sayıda mesele söz konusuysa bunlar BAM'ca dosya üzerinden değil duruşmalı yargılamayla ele alınmalıdır.