KÜNYE
2. Ceza Dairesi 2026/2390 E., 2026/5616 K.
- Karar tarihi
- 31 Mart 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2022/893 E., 2022/778 K
- Suçlar
- Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- Tebliğname görüşü
- Ret, onama I. Sanık Hakkında İş Yeri Dokunulmazlığının İhlâli Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden
Karar Detayı
454 kelime·2 dk okuma
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığından,
sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE, II. Sanık Hakkında Hırsızlık Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır.
Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.
Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanık hakkında mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığı, çelişkili tanık beyanları ile Adlî tıp raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak,
5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanmış ise de, sanığın savunmasının zorunlu müdafiin hazır bulunduğu duruşmada alınmadığı ve atanan müdafi huzurunda sanığa iddianame ve ekleri okunarak, tüm yasal hakları hatırlatılarak savunması yenilenmeksizin yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma haklarının kısıtlanması,