KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2006/12621 E., 2007/442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ocak 2007
- Mahkemesi
- Gölbaşı-Ankara A.H.(Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 13.4.2006
- Numarası
- 58-267
- Dava türü
- Boşanma
- Temyiz eden
- Taraflar
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm nafakalar, vekalet ücreti ve eşya iadesi yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Boşanmaya neden olan olaylarda eşini evden kovan ve döven davacı koca tam kusurludur. Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi koşulları da gerçekleşmemiştir.
*Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
#Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
*Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
#Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma sebebi yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kadının tüm, davacı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 3-Davacının davasının kabulüne karar verildiği halde kendisine vekille temsil ettiren davacı koca yararına karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken davalı kadın lehine avukatlık ücreti takdir edilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
13.10 YTL.İlam H. · 12.20 YTL.Peşin H. · 0.90 YTL.Kalan H.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/12621, K. 2007/442, 25 Ocak 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama