KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2006/1939 E., 2006/7969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2006
- Mahkemesi
- Beyoğlu 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 24.11.2005
- Numarası
- 112-540
- Dava türü
- Boşanma
- Temyiz eden
- Davalı
Karar Metni
346 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
*Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
KARŞI OY
Davacı koca tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanma (TMK. m. 166 f. I-II) açıldığı ve davacı kocanın davasının kabulüne karar verildiği konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır.
Çekişme nedir?;
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması olgusu davacı koca tarafından kanıtlanmıştır. Evlilik birliğine ilişkin görevlerin yerine getirilmemesi Dairemin “yerleşik uygulamasına” göre boşanma sebebidir. (Y2HD, 17.2.2005, 114-2307, Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 260)
Davacı kocanın tanıklarının anlatımı ile;
-davalı kadın 20 senedir sabah evden çıkar gider,
-evde ne yemek ne de ev işi yapılır,
-çocuklara davacının kız kardeşi bakar,
-davacı koca zorunlu olarak yemeklerini kardeşinin evinde yer.
Evlilik birliğinin korunmasında çocuklar açısından bir yarar var mıdır? Ortak çocukların aile mahkemesi uzmanına yaptıkları açıklamaya göre davalı kadın (=anneleri);
-“tüm aile fertlerine” bol bol küfür etmektedir,
-çocuklarını sürekli dövmektedir,
-çocuklarla hiç ilgilenmemektedir,
-sürekli babalarını (=davacı kocayı) kötülemektedir,
-dramatik olan ise küçük F.’ın “benim annem gibi bir karım olsaydı onu öldürürdüm!” diyecek kadar annesine öfkesinin bulunmasıdır.
Görüldüğü üzere evlilik birliğinin sürdürülmesinde davacı koca açısından olduğu kadar çocuklar açısından da bir yarar kalmamış olmakla boşanma kararı verilmesinde yerel mahkeme hakimi ile “aynı görüşü” paylaşıyorum.
Değerli çoğunluğun “farklı görüşüne” katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/1939, K. 2006/7969, 22 Mayıs 2006 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama