KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2006/22104 E., 2007/14472 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2007
- Mahkemesi
- Ankara 6. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 18.07.2006
- Numarası
- 338 - 752
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan bugün * duruşmalı temyiz eden F B tebligata rağmen gelmedi. Temyiz eden karşı taraf Z B vekili Av. R A geldi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının ziynetler ve eşyalarla ilgili verilen tefrik kararına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı kadının karşı davası, tazminat ve nafakaya ilişkindir. Davalının boşanma konusunda karşılık davası bulunmamaktadır.Hakim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın res’en bir davayı tetkik ve halledemez. (HUMK.md. 72 ) Bu yön gözetilmeden boşanmaya ilişkin karşılık dava varmış gibi , yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan hadiselerde birliğe ilişkin görevlerini yerine getirmeyen ve eşini evden kovan davacı koca tamamen kusurludur. Davalı kadına atfedilebilecek bir kusur gerçekleşmemiştir.
*Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
#Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
*Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
#Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2006/22104, K. 2007/14472, 30 Ekim 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama