KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2007/11796 E., 2008/11233 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Temmuz 2008
- Mahkemesi
- Çay Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 29.03.2007
- Numarası
- Esas no: 2005/133 Karar no: 2007/167
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı tanık beyanlarında geçen olaylardan sonra evlilik birliği devam etmiş, davacı tanığı S..’in beyanında geçen hakaret olayında ise kocasından dayak yiyen davalının hakareti tepki niteliğinde olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda başka bir kadınla yaşayan, eşini döven davacı kocanın tam kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
*Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada madem ki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
#Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
*Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2007/11796, K. 2008/11233, 24 Temmuz 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama