KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2008/13420 E., 2008/13112 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2008
- Mahkemesi
- Burdur Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 29.4.2008
- Numarası
- Esas no:2008/33 Karar no:2008/137
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Davacı-davalı kocanın tanıklarının beyanlarında geçen bir kısım hadiselerden sonra evlilik birliği devam etmiş olmakla, davacı-davalı koca tarafından bu olaylar affedilmiş, en azından hoşgörü ile karşılanmıştır. Taraflar arasında meydana gelen en son hadise, davalı-davacı kadının ailesinin evine bırakılması aynı gece eve dönen kadının, koca tarafından müşterek konuta alınmaması ve daha sonrada kapı kilidinin değiştirilmesinden ibarettir.
*Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
#Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz yada az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
*Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
#Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
2-Davalı-davacı kadının birleştirilen nafaka davası yönünden olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi de bozma nedenidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/13420, K. 2008/13112, 10 Ekim 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama