KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2008/14933 E., 2009/17445 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2009
- Mahkemesi
- Fatih 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 22.05.2008
- Numarası
- Esas no:2007/195 Karar no:2008/318
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı tarafından taşınmazlar ve araçla ilgili talep, tedbir nafakası ve vekalet ücreti yönünden davacı tarafından da bütünüyle temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı yararına Türk Medeni Kanununun 169 uncu maddesi çerçevesinde tedbir alınmasını gerekli kılan bir sebebin bulunmadığının anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalının taşınmazlar ve araçla ilgili usulüne uygun harcı verilerek açılmış bir karşılık davası bulunmamaktadır. Cevap dilekçesinde ileri sürülen bu taleplerle ilgili sonradan nispi harç yatırılmış olması, bu talepler yönünden cevap dilekçesini karşılık dava haline getirmez. Ortada usulüne uygun açılmış bir dava veya karşılık dava bulunmadığı halde, bu taleplerle ilgili ret hükmü kurulması doğru değil ise de, verilen ret kararı boşanmanın reddedilmiş olmasına dayanmakla kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden, bu yön bozma sebebi yapılmamıştır.Ne var ki bu taleplerin reddi nedeniyle davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacı kocanın temyizine gelince;
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalının kocasına hakaret ettiği, kocasının yakınlarının gelmesini istemediğini söylediği ve eşini evden kovduğu, davacının da bir başka kadınla ilişkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı ve ortak hayatın devamına imkan kalmadığı sabit olmuştur.Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davacı daha ziyade kusurlu ise de, davalının da kusurunun bulunduğu, davaya itirazının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, birliğin devamında davalı bakımından korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu halde Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi gereğince boşanma kararı verilecek yerde yazılı şekilde ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2008/14933, K. 2009/17445, 14 Ekim 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama